Loading...
ENGELLİ MEVZUATI İLE İLGİLİ SIKÇA SORULAN SORULAR 2018-01-30T10:30:56+00:00
Kategoriler

1 – ENGELLİ İSTİHDAMI İLE İLGİLİ BİLİNMESİ GEREKENLER

Engelli: Doğuştan ya da sonradan herhangi bir nedenle bedensel, zihinsel, ruhsal, duyusal ve sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmesi nedeniyle toplumsal yaşama uyum sağlama ve günlük gereksinimlerini karşılamada güçlükleri olan ve korunma, bakım, rehabilitasyon, danışmanlık ve destek hizmetlerine ihtiyaç duyan kişilerden tüm vücut fonksiyon kaybının en az yüzde kırk olduğu sağlık kurulu raporu ile belgelenen kişidir.

Eski hükümlü: Kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına veya Devlet memuru olmaya engel bir suçtan hüküm giyenlerden cezasını infaz kurumlarında tamamlayanları, cezası ertelenenleri, koşullu salıverilenleri; özel kanunlarda belirtilen şartlardan dolayı istihdam olanağı bulunmayanları; ömür boyu kamu hizmetlerinden yasaklı bulunanlardan, Cumhuriyet Başsavcılığından alınan salıverilen hükümlülere ait durum bildirme formu ile durumlarını belgelendiren kişidir.

Engelliler, “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Engellilere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik”te belirtilen yetkili sağlık kuruluşlarından alacakları sağlık kurulu raporu ile bu durumlarını belgelemek zorundadırlar. Sağlık kurulu raporu almak üzere sağlık kuruluşlarına başvuran ve herhangi bir sosyal güvencesi olmayan engelliye verilecek rapor için yetkili sağlık kuruluşu tarafından muayene ve tetkik ücreti alınmamaktadır.

Kamu ve özel sektör işverenleri, çalıştırmakla yükümlü bulundukları işçileri, yükümlülüğün doğmasından itibaren beş iş günü içinde niteliklerini de belirterek Türkiye İş Kurumundan talep eder. Taleplerde, işyerinde yapılan işin gerektirdiği ağırlıklı vasıfların üstünde istihdamı zorlaştırıcı şartlar öne sürülemez.

Engelli statüsündeki işçi taleplerinde, işin niteliği gerektirmediği sürece, engellilik oranına üst sınır getirilemez ve özür grupları arasında ayrım yapılamaz. Eski hükümlü statüsündeki işçi taleplerinde, eski hükümlüler arasında suç tasnifine göre ayrım yapılamaz.

Zorunlu çalıştırılacak engelli ve eski hükümlü işçi sayısının tespitinde belirli veya belirsiz süreli iş sözleşmesine göre çalıştırılan tüm işçiler esas alınır. Kısmi süreli iş sözleşmesine göre çalışanlar çalışma süreleri dikkate alınarak tam süreli çalışmaya dönüştürülür ve işyerindeki tam süreli çalışan işçi sayısına ilave edilir. İşyerinde kısmi süreli olarak çalıştırılan engelli ve eski hükümlü işçi bulunması halinde bunlar da çalışma süreleri dikkate alınarak tam süreli çalışmaya dönüştürülür ve toplam işçi sayısından düşülür. Oranın hesaplanmasında yarıma kadar kesirler dikkate alınmaz. Yarım ve daha fazla olan kesirler tama dönüştürülür.

İşyerlerindeki işçi sayısının tespitinde yer altı ve su altı işlerinde çalışanlar hesaba katılmaz.

10/6/2004 tarihli ve 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanuna göre kurulan özel güvenlik şirketleri ile kurumların kendi ihtiyacı için kurduğu güvenlik birimlerinde güvenlik elemanı olarak çalışan işçiler engelli ve eski hükümlü işçi sayısının tespitinde dikkate alınmaz.

Aynı il sınırları içinde birden fazla işyeri bulunan işverenin bu kapsamda çalıştırmakla yükümlü olduğu işçi sayısı, toplam işçi sayısına göre hesaplanır. Çalıştırılan engelli ve eski hükümlü işçiler, toplam işçi sayısının hesabında dikkate alınmaz.

Yer altı ve su altı işlerinde engelli işçi çalıştırılamaz. Engelliler, sağlık kurulu raporunda çalıştırılamayacakları belirtilen işlerde çalıştırılamaz.

Eski hükümlülerin, herhangi bir sınırlama olmaksızın kamuya ait işyerlerinde çalıştırılmaları esastır. Ancak, kamu güvenliği ile ilgili hizmet üreten işyerlerinde eski hükümlü çalıştırılamaz. Bu kapsamdaki işyerleri  ilgisine göre, Adalet, Milli Savunma, İçişleri ve Milli Eğitim Bakanlıklarının görüşleri alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından tespit edilir.

Ortaöğretimden (lise ve dengi okul) mezun olanlar düzeyinde verilmiş işgücü taleplerinde KPSSP94 puan türü, dikkate alınmaktadır.

Çalıştırılacak engelli ve eski hükümlü işçilerle ilgili yapılacak denetim, 4857 sayılı İş Kanununun öngördüğü çalışma hayatının denetimi ve teftişi esaslarına göre iş müfettişlerince yapılır. Engelli ve eski hükümlü çalıştırılmasına ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmediği tespit edilen işveren hakkında 4857 sayılı İş Kanununun 101 inci maddesinde belirtilen idari para cezası, aynı Kanunun 108 inci maddesi gereğince, işyerinin bulunduğu yerdeki Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürü tarafından doğrudan verilir.

Engelli kişilerin devlet memuru olarak istihdamları Devlet Personel Başkanlığı koordinasyonunda ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca, işçi olarak istihdamları ise Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü (İŞKUR) tarafından yapılmaktadır.

İkametgâhınızın bulunduğu yerdeki Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğüne/Hizmet Merkezine veya İŞKUR Hizmet Noktalarına şahsen başvurarak ya da Kurumun internet sayfası üzerinden kayıt olduktan sonra iş ve meslek danışmanınız ile sürekli iletişim halinde olmak gerekmektedir. Kamu veya özel sektöre yönelik açık işler İŞKUR Web ( www.iskur.gov.tr ) sitesinde duyurulmaktadır.

Kamu kurum ve kuruluşlarının ortaöğretim ve üstü eğitim düzeyindeki işçi taleplerine başvurabilmek için, ÖSYM tarafından gerçekleştirilen merkezî sınavlara girmek gerekmektedir. Ortaöğretim ve daha yüksek eğitim düzeyindeki normal işçi talepleri ile engelli kariyer meslek taleplerine başvurulabilmesi için KPSS’den en az 60 puan almak, engelli statüsündeki diğer işçi taleplerine başvurulabilmesi için EKPSS’ye ve eski hükümlü statüsündeki işçi taleplerine başvurulabilmesi için de KPSS’ye girilmiş olması yeterli olup bunlar için herhangi bir puan barajı aranmamaktadır.

Okuryazar, ilkokul, ortaokul ya da ilköğretim mezunu olanlar ile zihinsel engelliler kamu kurum ve kuruluşlarında işçi olmak için sınava tabi tutulmazlar. Bu kapsamda bulunan ve talep koşullarına duruma uygun başvuranlar, noter huzurunda kura çekimine tabi tutulurlar.

İşverenler, elli veya daha fazla işçi çalıştırdıkları özel sektör işyerlerinde yüzde üç engelli, kamu işyerlerinde ise yüzde dört engelli ve yüzde iki eski hükümlü veya terörle mücadelede malul sayılmayacak şekilde yaralanan işçiyi meslek, beden ve ruhi durumlarına uygun işlerde çalıştırmakla yükümlüdürler. Aynı il sınırları içinde birden fazla işyeri bulunan işverenin bu kapsamda çalıştırmakla yükümlü olduğu işçi sayısı, toplam işçi sayısına göre hesaplanır.

Özel sektör işverenlerince bu madde kapsamında çalıştırılan engelli sigortalılar ile korumalı işyerlerinde çalıştırılan engelli sigortalıların, prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanan sigorta primine ait işveren hisselerinin tamamı, kontenjan fazlası engelli çalıştıran, yükümlü olmadıkları halde engelli çalıştıran işverenlerin bu şekilde çalıştırdıkları her bir engelli için prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanan sigorta primine ait işveren hisselerinin tamamı Hazinece karşılanır. Engellilerin istihdamı konusunda işverenler için yasal zorunluluk yanında çalıştırdıkları her bir engelli için prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanan sigorta primine ait işveren hisselerinin tamamının Hazinece karşılanacağı şeklinde teşvik de söz konusudur.

4857 sayılı İş Kanununun 30 uncu maddesindeki hükümlere aykırı olarak engelli ve eski hükümlü işçi çalıştırma yükümlülüğüne uymayan işveren veya işveren vekiline çalıştırmadığı her işçi ve çalıştırmadığı her ay için aynı Kanunun 101 inci maddesine istinaden Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğünce 2018 yılında 2.627 TL idari para cezası uygulanmaktadır. Ancak, eski hükümlü çalıştırmaktan muaf olup da terörle mücadelede malul sayılmayacak şekilde yaralanan çalıştırması gereken kamu güvenliği ile ilgili hizmet üreten işyerlerine çalıştırma yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle idari para cezası uygulanmamaktadır. Birden fazla ilde işyerleri bulunan işverenlere uygulanacak idari para cezası ise işyerlerinin merkezinin bulunduğu yerdeki Çalışma ve İş Kurumu İl müdürlüğünce uygulanmaktadır.

Engelli memur çalıştırmamanın herhangi bir müeyyidesi bulunmamaktadır.

Engelli ve eski hükümlü istihdam etme sorumluluğunu yerine getirmeyen işverenlerden toplanan ceza paraları, engellilerin ve eski hükümlülerin kendi işini kurmaları, engellinin iş bulmasını sağlayacak destek teknolojileri, engellinin işe yerleştirilmesi, işe ve işyerine uyumunun sağlanması ve bu gibi projelerde kullanılmaktadır.

“Yurtiçinde İşe Yerleştirme Hizmetleri Hakkında Yönetmelik’e göre işverenler, işyerlerini engellilerin çalışmalarını kolaylaştıracak ve işin engelli çalışana uygunluğunu sağlayacak şekilde hazırlamak, sağlıkları için gerekli tedbirleri almak, mesleklerinde veya mesleklerine yakın işlerde çalıştırmak, işleriyle ilgili bilgi ve yeteneklerini geliştirmek, çalışmaları için gerekli araç ve gereçleri sağlamak zorundadırlar.

Uygun koşulların varlığı halinde çalışma sürelerinin başlangıç ve bitiş saatleri iş kanunlarında belirtilen sürelerden az olmamak koşuluyla, engellinin durumuna göre belirlenebilmektedir.

Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde İşitme Engelliler Çok Programlı Liseleri, Ortopedik Engelliler Meslek Liseleri, zihinsel engellilere yönelik Meslekî Eğitim Merkezleri, İş Eğitim Merkezleri ve Yetişkin Zihinsel Engelliler İş Eğitim Merkezleri engellilere yönelik meslekî eğitim programları düzenlenmektedir. Bu kuruluşların meslekî eğitim faaliyetlerinden yararlanmak isteyen kişiler Ankara’daki kuruluşlar için Millî Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğüne, illerdeki kuruluşlar için il Millî Eğitim Müdürlüklerine başvurabilirler.

Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü (İŞKUR) ile MEB Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü engellilere yönelik meslek edindirme kursları düzenlemektedir.

5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanununun 13’üncü maddesi bu konuda yeni bir düzenleme getirmiştir. “Engellilerin meslek seçebilmesi ve bu alanda eğitim alabilmesi için gerekli tedbirler alınır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca yapılan iş ve meslek analizleri doğrultusunda engelliler için Milli Eğitim Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca mesleki rehabilitasyon, rehabilitasyon ve eğitim programları geliştirilir.

Engellilerin mesleki rehabilitasyon ve rehabilitasyon hizmetleri, kamu kurum ve kuruluşları ile belediyeler ve diğer gerçek veya tüzel kişiler tarafından da gerçekleştirilebilir. Bu maddeye ilişkin usul ve esaslar, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca müştereken çıkarılan yönetmelikle belirlenir.”

Özürlülerin Çalışma Ve İstihdamı başlıklı 14 Temmuz 2009 tarihli 15137 karar sayılı uluslararası sözleşmenin 27. Maddesine göre;

Taraf Devletler engellilerin diğer bireylerle eşit koşullar altında çalışma hakkına sahip olduğunu kabul eder. Bu hak, engellilerin, açık, bütünleştirici ve erişilebilir bir iş piyasası ve çalışma ortamında serbestçe seçtikleri bir işle hayatlarını kazanmaları fırsatını da içerir. Taraf Devletler çalışırken engelli olanlar dahil olmak üzere tüm engellilerin çalışma hakkının yaşama geçmesini yasama çalışmalarını da içeren uygun tüm tedbirleri alarak güvence altına alır. Taraf Devletler bunların yanısıra;

  • İşe alım ve istihdam edilme koşullarında, istihdamın sürekliliği, kariyer gelişimi ve sağlıklı ve güvenli çalışma koşulları dahil olmak üzere, istihdama ilişkin her hususta, engelliliğe dayalı ayrımcılığı yasaklar;
  • Fırsat eşitliği, eşit değerde işe eşit ücret ilkesi, tacizden korunma ve mağduriyetin giderilmesi, güvenli ve sağlıklı çalışma koşulları dahil olmak üzere diğer bireylerle eşit koşullar altında adil ve uygun çalışma koşullarının sağlanmasına ilişkin olarak engellilerin haklarını korur;
  • Engellilerin iş ve sendikal haklarını diğer bireylerle eşit koşullar altında kullana bilmelerini sağlar;
  • Engellilerin genel teknik ve mesleki rehberlik programlarına, yerleştirme hizmetlerine, mesleki ve sürekli eğitime diğer bireylerle eşit koşullar altında etkin bir şekilde erişimini sağlar;
  • İş piyasasında engellilerin istihdam olanaklarının ve kariyer gelişiminin desteklenmesine ve engellilerin iş aramasına veya işe başlamasına, çalışmaya devam etmesine ve işe geri dönmelerine yardım eder;
  • Serbest çalışma, girişimcilik, kooperatif kurma ve kendi işini kurma konusundaki fırsatları geliştirir;
  • Engellileri kamu sektöründe istihdam eder;
  • Olumlu eylem programları, teşvikler ve diğer tedbirleri de içerebilecek uygun politika ve önlemlerle, engellilerin özel sektörde istihdam edilmelerini destekler;
  • Engellilerin çalıştığı işyerlerinde makul düzenlemelerin yapılmasını sağlar;
  • Engellilerin açık iş piyasasında iş deneyimi kazanmasını temin eder;
  • Engelliler için mesleki rehabilitasyon, işte kalma ve işe dönüş programları yürütür.
  • Taraf Devletler engellilerin kölelik altında tutulmalarını engeller ve engellileri zorla veya mecburi çalışmaya karşı diğer bireylerle eşit koşullar altında korur.

2 – ENGELLİLERİN SOSYAL GÜVENLİĞİ İLE İLGİLİ BİLİNMESİ GEREKENLER

Sigortalının veya işverenin talebi üzerine Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurullarınca usulüne uygun düzenlenecek raporlar ve dayanağı tıbbi belgelerin incelenmesi sonucu, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az  % 60’ını, (c) bendi kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün en az % 60’ını veya vazifelerini yapamayacak şekilde meslekte kazanma gücünü kaybettiği Kurum Sağlık Kurulunca tespit edilen sigortalı malul sayılmaktadır.

Ancak, sigortalı olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihten önce sigortalının çalışma gücünün % 60’ını veya vazifesini yapamayacak derecede meslekte kazanma gücünü kaybettiği önceden veya sonradan tespit edilmesi halinde, sigortalı bu hastalık veya engelliliği sebebiyle malullük aylığından yararlanamaz.

Malullük aylığı bağlanabilmesi için sigortalının öncelikle Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Kurulunca malul sayılması gerekmektedir. Malul sayılmanın yanı sıra sigortalıya malullük aylığı bağlanabilmesi için;

  • En az 10 yıldan beri sigortalı bulunup, toplam olarak 1800 prim gün sayısının bulunması,
  • Sigortalının başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malul olması halinde ise 10 yıllık sigortalılık süresi aranmaksızın 1800 prim gün sayısının bulunması,
  • 4 (a) sigortalısı ise çalıştığı işyerinden ayrılması, 4 (b) sigortalısı ise işyerini kapatması veya devretmesi,
  • 4 (b) kapsamındaki sigortalıların prim borçlarının ödenmiş olması ve
  • Yazılı talepte bulunması,

gerekmektedir. 4 (c) kapsamındaki sigortalıların maluliyetleri sebebiyle görevlerinden ayrılmış olmaları gerekmektedir.

Birden fazla sigortalılık haline tabi olarak çalışan veya prim ödeyen sigortalıların malullük aylığı bağlanmasına ilişkin talepleri, son defa tabi olduğu sigortalılık haline göre sonuçlandırılır.

5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 2008/Ekim ayından önce 4 (a) kapsamında sigortalı olarak çalışmaya başlayan ve çalışmaya başladığı tarihte malul olan 4 (a) kapsamındaki sigortalılara 15 yıl sigortalılık süresi ve 3600 gün prim ödeme koşuluyla yaş şartı aranmaksızın emekli aylığı bağlanmaktadır.

5510 sayılı Kanuna göre sigortalı olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihte malul olan sigortalılar için emeklilik şartları 15 yıl 3960 prim gün sayısı olarak belirlenmiş olup, gün sayısı olarak aranan 3960 prim gün sayısı 4 (a) sigortalıları için kademelendirilmiştir. Söz konusu şartlar ilk defa;

  • 2008/Ekim-31/12/2008 tarihleri arasında sigortalı olanlar için 15 yıl sigortalılık süresi ve 3700 gün,
  • 1/1/2009-31/12/2009 tarihleri arasında sigortalı olanlar için 15 yıl sigortalılık süresi ve 3800 gün,
  • 1/1/2010-31/12/2010 tarihleri arasında sigortalı olanlar için 15 yıl sigortalılık süresi ve 3900 gün,
  • 1/1/2011 tarihinden sonra sigortalı olanlar için 15 yıl sigortalılık süresi ve 3960 gün

Olarak uygulanmaktadır.

Sigortalı olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihte malul olan 4 (b) sigortalılarından, 2008/Ekim ayından sonra aylık talebinde bulunanlara 15 yıllık sigortalılık süresi ve 3960 prim gün sayısı koşullarının yerine gelmesi halinde aylık bağlanmaktadır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun 31 inci maddesinde;

  • Çalışma gücünün % 80’inden fazlasını (% 80 dahil) kaybetmiş olanlar birinci derece,
  • Çalışma gücünün % 60’ından fazlasını (% 60 dahil % 80’e kadar) kaybetmiş olanlar ikinci derece,
  • Çalışma gücünün % 40’ından fazlasını (% 40 dahil % 60’a kadar) kaybetmiş olanlar ise üçüncü derece,

Engelli olarak belirlenmiştir.

Engelliliği nedeniyle vergi indiriminden yararlananlara daha kolay şartlarla aylık bağlanmasına ilişkin uygulama, 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 2008/Ekim ayından önce hizmet akdine tabi 4 (a) kapsamında sigortalılığı başlayanları kapsamaktadır.

Engelliliği nedeniyle vergi indiriminden yararlanmak isteyenlerin sevk işlemleri bulunulan yerdeki vergi daireleri veya defterdarlıklar tarafından yapılmakta, hastanelerden alınan sağlık kurulu raporları Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı Merkez Sağlık Kurulu tarafından ilgili yönetmelik hükümlerine göre değerlendirilerek engellilik oranları tespit edilmektedir.

Engelliliği nedeniyle vergi indiriminden yararlanan sigortalılara 06/08/2003 tarihine kadar engellilik derecelerine bakılmaksızın 15 yıl sigortalılık süresi ve 3600 gün prim ödenmesi şartıyla yaşlılık aylığı bağlanmaktaydı.

06/08/2003 tarihinde yapılan düzenlemeyle, anılan tarihten sonra ilk defa sigortalı olanlardan;

  • Birinci derece sakatlığı olanlara 15 yıl sigortalılık süresi ve 3600 gün,
  • İkinci derece sakatlığı olanlara 18 yıl sigortalılık süresi ve 4000 gün,
  • Üçüncü derece sakatlığı olanlara 20 yıl sigortalılık süresi ve 4400 gün,

malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olma şartı getirilmiştir.

Sakatlığı bulunan sigortalılarımızın yapılan değişiklikten hemen etkilenmemeleri amacıyla getirilen yeni şartlar sakatlık dereceleri ve sigortalılık sürelerine göre kademelendirilmiş ve bu tarihten önce sigortalılığı başlayanların kazanılmış hakları korunmuştur.

Buna göre, 06/08/2003 tarihi itibariyle 12 yıldan fazla sigortalılık süresi olan, bir başka deyişle 06/08/1991 tarihinden önce sigortalı olarak çalışmaya başlayanlardan, sakatlığı nedeniyle vergi indiriminden yararlanmaya hak kazananlara 15 yıl sigortalılık süresi ve en az 3600 gün malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödenmiş olunması şartıyla yaş koşulu aranmaksızın yaşlılık aylığı bağlanmaktadır.

06/08/2003 tarihi itibariyle 12 yıldan daha az sigortalılık süresi olanların emeklilik koşulları aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

Vergi İndiriminden Yararlanan Sigortalıların Emeklilik Şartları

Sigortalılık

Başlangıcı

I. Derece Sakat

(% 80 ve üzeri)

II. Derece

Sakat (% 60-% 80)

III. Derece Sakat

(% 40-% 60)

Süre Gün Süre Gün Süre Gün
06/08/1991

Öncesi

15 yıl 3600 15 yıl 3600 15 yıl 3600
07/08/1991-06/08/1994 15 yıl 3600 15 yıl 8 ay 3680 16 yıl 3760
07/08/1994-06/08/1997 15 yıl 3600 16 yıl 4 ay 3760 17 yıl 3920
07/08/1997-06/08/2000 15 yıl 3600 17 yıl 3840 18 yıl 4080
07/08/2000-06/08/2003 15 yıl 3600 17 yıl 8 ay 3920 19 yıl 4240
06/08/2003-Ekim/2008 15 yıl 3600 18 yıl 4000 20 yıl 4400

2008/Ekim ayından sonra ilk defa 5510 sayılı Kanuna tabi sigortalı olarak çalışmaya başlayanlar için sakatlığı nedeniyle vergi indiriminden yararlananlara ilişkin uygulama kaldırılmış, bunun yerine çalışma gücündeki kayıp oranına göre emeklilik şartları ikame edilmiştir.

Buna göre, 2008/Ekim ayından sonra ilk defa sigortalı olarak çalışmaya başlayanlardan Kurum Sağlık Kurulunca çalışma gücündeki kayıp oranı;

  • % 50 ila % 59 arasında olduğu anlaşılanlara en az 16 yıl sigortalılık süresi ve 4320 gün,
  • % 40 ila % 49 arasında olduğu anlaşılanlara en az 18 yıl sigortalılık süresi ve 4680 gün,

malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olmak şartıyla yaş şartı aranmaksızın yaşlılık aylığı bağlanmaktadır.

Çalışma gücündeki kayıp oranına göre yerine getirilmesi gereken gün sayısı şartları, 4 (a) kapsamındaki sigortalılar için kademelendirilmiş olup, gün sayısına ilişkin geçiş süreci aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

 

 

4 (a) Kapsamındaki Sigortalılar İçin

Sigortalılık

Başlangıcı

Çalışma Gücü Kayıp Oranı
% 50 – % 59 % 40 – % 49
Sigortalılık Süresi Gün Sayısı Sigortalılık Süresi Gün Sayısı
2008/Ekim – 31/12/2008 16 yıl 3700 18 yıl 4100
01/01/2009 – 31/12/2009 16 yıl 3800 18 yıl 4200
01/01/2010 – 31/12.2010 16 yıl 3900 18 yıl 4300
01/01/2011 – 31/12/2011 16 yıl 4000 18 yıl 4400
01/01/2012 – 31/12/2012 16 yıl 4100 18 yıl 4500
01/01/2013 – 31/12/2013 16 yıl 4200 18 yıl 4600
01/01/2014 – 31/12/2014 16 yıl 4300 18 yıl 4680
01/01/2015’den sonra 16 yıl 4320 18 yıl 4680

4 (b) kapsamındaki sigortalılar için gün sayısında kademelendirme öngörülmediğinden, bu kapsamdaki sigortalılar için 4320 veya 4680 gün sayısı şartı aranmaktadır.

İş kazası veya meslek hastalığı sonucu oluşan hastalık ve engeller nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık kuruluşları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücünü en az % 10 oranında yitirdiği tespit edilen sigortalılara sürekli iş göremezlik geliri bağlanmaktadır.

Sürekli iş göremezlik geliri bağlanabilmesi için, sigortalının çalıştığı işten ayrılması, iş yerini kapatması, devretmesi veya belli bir süre çalışmış olması şartı aranmaz.

Ancak, kendi adına ve hesabına bağımsız olarak çalışan 4 (b) kapsamındaki sigortalılara sürekli iş göremezlik geliri bağlanabilmesi için, kendi sigortalılığından dolayı prim borçlarının ödenmiş olması zorunludur.

Bu uygulama 4 (b) kapsamındaki sigortalılar için ilk defa getirilmekte olup, 1/10/2008 tarihinden sonraki iş kazaları ve meslek hastalıklarında uygulanmaktadır.

Kısa vadeli sigorta kollarından sağlanan yardımlar 4 (c) kapsamındaki sigortalılar için uygulanmaz.

  1. 5434 Sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu Hükümlerine Göre Çalışması Bulunanlar (5510 Sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 4 Üncü Maddesi Kapsamında Sigortalı Sayılanlar):
  2. a) 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun yürürlüğünden önce 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununa tabi;
  • Engellilikleri sebebiyle ilgili mevzuat uyarınca göreve alınanların,
  • Engellilikleri sebebiyle ilgili mevzuat uyarınca göreve alınmamakla birlikte, göreve girmeden önce herhangi bir nedenle almış oldukları engelli olduklarını gösterir sağlık kurulu raporları (“Askerliğe elverişli değildir”, “193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu uyarınca alınmış raporlar” vb.), Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Kurulunca incelenmesi neticesinde en az % 40 oranında engelli olduğu kararı verilenlerin,
  • Engellilikleri sebebiyle ilgili mevzuat uyarınca göreve alınmamakla birlikte, doğuştan en az % 40 oranında engelli olduklarını belgeleyenler,
    • En az 15 yıl fiili hizmetlerinin bulunması,
    • Kamu görevlisi olarak görev yapmakta iken emeklilik talebinde bulunmaları,

şartıyla emeklilik olabilirler.

  1. b) Göreve girmeden önce engelli olduklarını gösterir sağlık kurulu raporu bulunmayan kamu görevlilerinin çalışmaya başladıktan sonra Sosyal Güvenlik Kurumunca yetkilendirilen sağlık kurullarınca usulüne uygun düzenlenecek raporlar ve dayanağı tıbbi belgelerin Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Kurulunca incelenmesi sonucu çalışma gücündeki kayıp oranının;
  • % 50 ilâ % 59 arasında olduğu anlaşılanlar, hizmet sürelerinin en az 5760 gün (16 yıl),
  • % 40 ilâ % 49 arasında olduğu anlaşılanlar, hizmet sürelerinin en az 6480 gün (18 yıl),

olması ve aylık talep tarihinde kamu görevlisi olarak görevde bulunmaları şartıyla, istekleri halinde emekli olabilirler.

  1. 2008 Yılı Ekim Ayı Başından Sonra İlk Defa Kamu Görevlisi Olanlar:
  2. a) 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 2008 yılı Ekim ayı başından sonra ilk defa sigortalı olan/olacak kamu görevlilerinden, sigortalı olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihten önce;
  • Çalışma gücünün % 60’ını,
  • Vazifesini yapamayacak derecede meslekte kazanma gücünü,

kaybettirecek derecede hastalık veya özrü bulunanlara, en az 15 yıldan beri sigortalı bulunmak ve en az 3960 gün (11 yıl) malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olmak şartıyla istekleri halinde yaşlılık aylığı bağlanabilir.

  1. b) Sosyal Güvenlik Kurumunca yetkilendirilen sağlık kurullarınca usulüne uygun düzenlenecek raporlar ve dayanağı tıbbi belgelerin Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Kurulunca incelenmesi sonucu çalışma gücündeki kayıp oranının,
  • % 50 ilâ % 59 arasında olduğu anlaşılan sigortalılar için en az 16 yıldan beri sigortalı olmaları ve 4320 gün (12 yıl),
  • % 40 ilâ % 49 arasında olduğu anlaşılan sigortalılar için en az 18 yıldan beri sigortalı olmaları ve 4680 gün (13 yıl),

malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olan kamu görevlilerine talepleri halinde aylık bağlanmaktadır.

  1. Vazife Malullüğü

5434 sayılı Kanuna göre vazife malullüğü için maluliyetin iştirakçilerin vazifelerini yaptıkları sırada vazifelerinden doğma sebeplerle meydana gelmiş olması şartı aranmakta ve vazife malullerine 30 sene hizmetleri varmış gibi aylık bağlanmakta, ayrıca bu aylıklar maluliyet derecelerine göre kanunla tespit olunan oranlarda artırılmakta idi.

5510 sayılı Kanunla getirilen düzenleme ile vazife malullüğünün kapsamı genişletilmiştir.

Şöyle ki; bu Kanunun 4 (c) maddesi kapsamında sigortalı olanlar vazifelerini yaptıkları sırada veya vazifeleri dışında idarelerince görevlendirildikleri herhangi bir kamu idaresine ait başka işleri yaparken bu işlerden veya kurumlarının menfaatini korumak maksadıyla bir iş yaparken ya da idarelerince sağlanan bir taşıtla işe gelişi ve işten dönüşü sırasında veya işyerinde meydana gelen kazadan dolayı malul olmaları halinde vazife malulü sayılmaktadır.

Ancak, söz konusu maluliyet durumu;

  • Keyif verici içki ve her çeşit maddeler kullanmaktan,
  • Kanun, tüzük ve emir dışında hareket etmiş olmaktan,
  • Yasak fiilleri yapmaktan,
  • İntihara teşebbüsten,
  • Her ne suretle olursa olsun kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak veya zarar vermek maksadından doğması hali,

vazife malullüğü kapsamına girmemektedir.

Vazife malullerinden itibari hizmet süreleri eklenmek suretiyle bulunacak prim ödeme gün sayısı toplamı;

  • 10800 güne kadar olanlara 10800 gün üzerinden (30 yıl),
  • 10800 günden fazla olanlara, toplam prim ödeme gün sayıları üzerinden,

En son prime esas kazancı esas alınmak suretiyle hesaplanacak aylıklara, malullük derecelerine göre belirlenen oranlarda ayrıca zam yapılmak suretiyle bağlanır.

5510 sayılı Kanuna göre bağlanan vazife veya harp malullüğü aylıkları, 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre emsali iştirakçiye bağlanacak harp veya vazife malullüğü aylığından az olamayacaktır.

Vazife malullüğü aylığı, 30 senelik hizmet süreleri ve son prime esas kazançları üzerinden hesaplanmakta, bu şekilde hesaplanan aylıklar ayrıca maluliyet derecelerine göre Kanunla tespit olunan oranlarda artırılmaktadır.

Bu maddeye göre bağlanacak vazife veya harp malullüğü aylıkları, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan maddeleri dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre emsali iştirakçiye bağlanacak harp veya vazife malullüğü aylığından az olamamaktadır.

5510 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden önce veya sonra sigortalılığı başlayan kadın sigortalılardan emeklilik veya yaşlılık aylığı bağlanması talebinde bulunanlardan başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malul çocuğu bulunanlara, 2008 yılı Ekim ayı başından sonra geçen hizmet süreleri ile sınırlı kalmak üzere bu sürelerinin dörtte biri kadar toplam hizmetlerine ilave yapılmakta ve bu süreler yaş hadlerinden indirilmektedir.

Başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malul çocuğu bulunan kadın sigortalılar, 2008 yılı Ekim ayı başından sonra aktif olarak çalışmak suretiyle veya isteğe bağlı olarak geçen sigortalılıkları dolayısıyla her 1 yıllık (360 gün)  hizmet sürelerine karşılık 3 ay (90 gün) ilave hizmetten yararlanmak suretiyle emeklilik/yaşlılık aylığı bağlanması için gerekli hizmet süresini daha erken tamamlama ve ilave edilen hizmet süresinin ayrıca emeklilik yaş hadlerinden de indirilmesi suretiyle normal emeklilik yaşlarından önce emeklilik talebinde bulunabilmektedir.

Hizmet akdi ile çalışmamakla birlikte, ceza infaz kurumları ile tutukevleri bünyesinde oluşturulan tesis, atölye ve benzeri ünitelerde iş kazası ve meslek hastalığı ile analık sigortasına tabi çalıştırılan hükümlü ve tutuklular,

Haklarında iş kazası ve meslek hastalığı ile hastalık sigortası hükümleri uygulanan, 5/6/1986 tarihli ve 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanununda belirtilen aday çırak, çırak ve işletmelerde mesleki eğitim gören öğrenciler; haklarında iş kazası ve meslek hastalığı sigortası hükümleri uygulanan meslek liselerinde okumakta iken veya yüksek öğrenimleri sırasında staja tabi tutulan öğrenciler ile 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 46 ncı maddesine tabi olarak kısmi zamanlı çalıştırılan öğrencilerden aylık prime esas kazanç tutarı, 82 nci maddeye göre belirlenen günlük prime esas kazanç alt sınırının otuz katından fazla olmayanlar,

Türkiye İş Kurumu tarafından düzenlenen meslek edindirme, geliştirme ve değiştirme eğitimine katılan ve haklarında iş kazası ve meslek hastalığı sigortası hükümleri uygulanan kursiyerler,

hariç olmak üzere, Kanun veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmayan ve kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olan çocuklara, Kurum Sağlık Kurulu kararı ile çalışma gücünü en az % 60 oranında yitirip malul olduğu anlaşılan kız veya erkek çocuklara; belirli bir yaşta bulunma, öğrenci olma ya da evli olmama şartları aranmaksızın ölüm aylığı bağlanmaktadır.

Yukarıdaki şartlara göre 1/10/2008 tarihinden sonra vefat eden sigortalının malul çocuğuna bağlanan ölüm aylığı; bunların 5510 sayılı Kanuna tabi sigortalı olarak çalışmaya başlaması, kendi çalışmalarından dolayı gelir veya aylık alması ya da Kurumca yapılan kontrol muayenesi sonucu çalışma gücündeki kayıp oranın % 60’ın altına düştüğünün tespit edilmesi durumunda kesilmekte, malul çocukların evlenmeleri durumunda ise aylıkları kesilmemektedir.

5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre yetim aylığı almakta olan erkek çocuklara, kendisinden aylık bağlamaya yeterli hizmeti bulunmakta iken veya aylık almakta iken ölen anne veya babalarından dolayı;

  • Ölüm tarihindeki yaşları veya öğrenim durumları ne olursa olsun iyileştirilmesi olanaksız hastalıklarının veya sakatlıklarının çalışmalarına engel olduğu Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Kurulunca onaylanacak raporla tespit edilmesi halinde, muhtaç olmaları şartıyla ölüm tarihini izleyen aybaşından,
  • Sonradan bu şekilde malul ve muhtaç duruma düştükleri anlaşılanlara, kendileri veya veli veyahut vasileri tarafından, müracaat tarihlerini takip eden aybaşından itibaren,

aylık bağlanmaktadır. Yetim aylığı almakta olanların ise, aylıklarının kesilmesi gereken tarihte hastalıklarının veya sakatlıklarının çalışmalarına engel olduğu Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Kurulunca onaylanacak raporla tespit olunan ve muhtaç olduğu anlaşılanların aylıkları, yaşlarının dolması veya mezuniyetleri dolayısıyla kesilmeyerek ödenmeye devam edilmektedir.

Malul ve muhtaç olmaları nedeniyle yetim aylığı bağlanmış olan çocukların evlenmeleri halinde aylıkları kesilmemektedir.

SGK’dan yetim olarak aylık veya gelir almakta olan çocukların aynı zamanda engellilikleri nedeniyle 2022 sayılı Kanuna göre de aylığa hak kazanacak durumda olması halinde, SGK’ca ödenen aylık miktarının, 2022 sayılı Kanuna göre kendilerine ödenebilecek tutardan az olması halinde, aradaki fark tutar ayrıca ödenmektedir.

Bu sayede, engelli yetim çocuklara engellilik durumlarına göre 2022 sayılı Kanuna göre bağlanacak aylık miktarının altında bir ödeme yapılmaması sağlanmış olmaktadır.

Kişilerin başkalarına muhtaç olmadan yaşamlarını teminat altına almayı amaçlayan sosyal güvenlik hakkı, Anayasamız ve kanunlarla belirlenmiş vazgeçilemez bir insan hakkıdır.

Nüfusumuzda önemli bir yeri oluşturan engellilerimiz, gerek çalışma gerekse emeklilik yaşamlarında özel olarak korunmaktadır.

Engellilerimiz, sosyal güvenlik uygulamalarında diğer sigortalılara göre ayrıcalıklı kabul edilmekte ve daha kolay şartlarla emekli aylığına hak kazanabilmektedir. 4 (a) ve (b) statüsünde sayılan engelli sigortalılarımız en yakın sosyal güvenlik merkezine, 4 (c) statüsünde sayılan engelli sigortalılarımız ise Kamu Görevlileri Emeklilik Daire Başkanlığına müracaat ederek ya da www.sgk.gov.tr adresinden sosyal güvenlik haklarına ilişkin detaylı bilgilere ulaşabilir.

3 – ENGELLİLERİN VERGİ MEVZUATI İLE İLGİLİ BİLMESİ GEREKENLER

Çalışma gücünün asgari %80’ini kaybetmiş bulunanlar birinci derece engelli, asgari %60’ını kaybetmiş bulunanlar ikinci derece engelli, asgari %40’ını kaybetmiş bulunanlar ise üçüncü derece engelli sayılmaktadır. Buna göre, engellilik indirimi, çalışma gücü kaybı olanların ücret ve/veya kazançlarına, girecekleri derecelere göre belirlenen miktarda indirimin uygulanmasıdır (GVK m.31).

Yetkili hastanelerce düzenlenen ve Merkez Sağlık Kurulunca değerlendirilerek çalışma gücünün asgari %40’ını kaybetmiş olduğu karara bağlanan engelli sağlık kurulu raporları vergi indirimi uygulamasında dikkate alınmaktadır. İşe girmek, engelli kimlik kartı almak, sosyal yardımlardan faydalanmak gibi değişik amaçlarla alınan ve Merkez Sağlık Kurulunca değerlendirilmemiş engelli sağlık kurulu raporlarına istinaden engellilik indiriminden yararlanılması mümkün değildir. Engellilerin başvuruları sırasında 2007 yılı ve sonraki tarihlerde ilgili yönetmeliğe uygun olarak düzenlenmiş raporlarının mevcut olduğunu beyan edenlerin bu raporları da Merkez Sağlık Kurulunca değerlendirilmek üzere kabul edilmektedir.

  • Vergi dairesi başkanlıkları veya defterdarlıklarca  yetkili  hastaneye  sevk edilmeleri sonucu alınan raporların Merkez Sağlık Kurulunca değerlendirilmesi sonucu  engellilik  indiriminden  yararlandırılması  gerektiği  kararlaştırılanlar, rapor tarihinden itibaren engellilik indiriminden yararlanabilirler.
  • Evvelce almış oldukları mevcut raporları  ile  başvuruda  bulunanlar  da, raporlarının  Merkez  Sağlık  Kurulunca  değerlendirilmesi  sonucu  engellilik indiriminden yararlandırılması gerektiği kararlaştırılanların başvuru tarihinden itibaren engellilik indiriminden yararlandırılmaları cihetine gidilmektedir.
  • İhtilaf aşamasında yargı  organları  vasıtasıyla  rapor  alan  engelliler yönünden son rapor tarihi,
  • Hakem hastane tayin edilmesi üzerine bu hastanelerden rapor alan engelliler yönünden rapor tarihi, esas alınmaktadır.

 

KİMLER ENGELLİLİK İNDİRİMİNDEN YARARLANIR?

Gelir Vergisi Kanunu’na göre engellilik indirimi uygulamasından;

 

  • Engelli ücretli,
  • Bakmakla yükümlü olduğu engelli kişi bulunan ücretli,
  • Engelli serbest meslek erbabı,
  • Bakmakla yükümlü olduğu engelli kişi bulunan serbest meslek erbabı,
  • Basit usulde vergilendirilen engelliler

Engelli kişinin tabi olduğu  çalışma  mevzuatı  veya  bağlı  olduğu  sosyal güvenlik mevzuatına göre bakmakla yükümlü sayılan kişiler, engellilik vergi indirimi uygulaması yönünden de bakmakla yükümlü sayılmışlardır. Öte yandan,  5510  sayılı  Sosyal  Sigortalar  ve  Genel  Sağlık  Sigortası Kanununun  3  üncü  maddesinin  10  numaralı  fıkrasına  göre,  bakmakla yükümlü olduğu kişi:

 

“5 inci maddenin birinci fıkrasının (b) bendi ile 60 ıncı maddenin birinci fıkrasının (c) bendinin (1), (2) ve (7) numaralı alt bentleri ile yedinci ve sekizinci fıkralarının dışında kalan genel  sağlık  sigortalısının,  sigortalı  sayılmayan  veya  isteğe  bağlı  sigortalı olmayan, kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olan;

 

  1. a) Eşini,
  2. b) 18 yaşını, lise ve dengi öğrenim veya 05/06/1986 tarihli ve 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanununda belirtilen aday çıraklık ve çıraklık eğitimi ile işletmelerde mesleki eğitim görmesi halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim görmesi halinde 25 yaşını doldurmamış ve evli olmayan çocukları ile yaşına bakılmaksızın bu Kanuna göre malul olduğu tespit edilen evli olmayan çocuklarını,

 

  1. c) Geçiminin genel sağlık sigortalısı tarafından sağlandığı Kurumca belirlenen kriterlere göre tespit edilen ana ve babasını” ifade eder.

Engelli sayılanların çalışma gücü kayıp oranlarına göre belirlenen dereceler itibariyle tespit edilen aylık engellilik indirimi tutarları 2018 yılı için aşağıdaki gibidir.

 

1. Derece Engelliler İçin (Çalışma gücünün asgari %80’ini kaybetmiş olanlar)                     1000 TL
2. Derece Engelliler İçin Çalışma gücünün asgari %60’ını kaybetmiş olanlar)                        520 TL
3. Derece Engelliler İçin (Çalışma gücünün asgari %40’ını kaybetmiş olanlar)                       240 TL

 

 

Bu tutarlar, engelli ücretlilerde ve bakmakla yükümlü olduğu engelli kişi bulunan ücretlilerde aylık gelir vergisi matrahından indirilir. Engellilik indirimlerine göre 2018 yılı Ocak ayında asgari ücret tutarı üzerinden ücret alan ücretlilerin yararlanacağı gelir vergisi avantajları şöyledir:

 

2018 YILI AYLIK ENGELLİLİK İNDİRİMİ TUTARLARI VE SAĞLANAN VERGİ AVANTAJI

 

ENGELLİLİK DERECELERİ AYLIK
İNDİRİM TUTARLARI
AYLIK
VERGİ AVANTAJI
I. Derece Engelliler İçin

(Çalışma gücünün asgari % 80’ini kaybetmiş olanlar)

 

1000 TL

 

106,55 TL

II. Derece Engelliler İçin

(Çalışma gücünün asgari % 60’ını kaybetmiş olanlar)

 

520 TL

 

79,5 TL

III. Derece Engelliler İçin

(Çalışma gücünün asgari % 40’ını kaybetmiş olanlar)

 

240 TL

 

36 TL

 

*Vergi avantajı hesaplanırken asgari geçim indirimi dikkate alınmamıştır. Aylık ve yıllık vergi avantajı, Gelir Vergisi Kanunu 103 üncü maddesinde yer alan vergi tarifesinin ilk dilimine ait %15 oranı esas alınmıştır. Serbest meslek faaliyetinde bulunan engelliler ile bakmakla yükümlü olduğu engelli bulunan serbest meslek erbabının ve basit usulde vergilendirilenlerin beyan edilecek yıllık gelirlerinden (yukarıda aylık olarak belirlenen tutarlar yıllık olarak hesaplanarak) indirilir.

Engellilik  indiriminden  yararlanmak  isteyen  engelliler  aşağıdaki  belgelerle birlikte Vergi Dairesi Başkanlığı olan illerde ilgili Grup Müdürlüğüne, Vergi Dairesi Başkanlığı olmayan illerde ise Defterdarlıklara (Gelir Müdürlüğüne), Bağımsız  Vergi  Dairesi  bulunan  ilçelerde  Vergi  Dairesi  Müdürlüğüne, Vergi  Dairesi  bulunmayan  ilçelerde  ise  Mal Müdürlüklerine  bir  dilekçe  ile başvuracaklardır.

  1. Engelli Hizmet Erbabı İçin:
  • Müracaat formu – Dilekçe (EK: 1)
  • Çalıştığı işyerinden  alınacak  çalıştığına  dair  işveren  tarafından imzalanıp kaşelenmiş yazı (EK: 2)
  • T.C. Kimlik Numarasını içerir nüfus cüzdanı fotokopisi
  • İlgili yönetmeliğe uygun Sağlık Kurulu Raporu olanlar için rapor aslı veya noter tasdikli örneği ya da raporu düzenlemiş olan hastanece tasdikli örneği
  1. Hizmet Erbabının Bakmakla Yükümlü Olduğu Engelli Kişilerin

Müracaatları İçin:

  • Müracaat formu – Dilekçe (EK: 1)
  • Çalıştığı işyerinden  alınacak  çalıştığına  dair  işveren  tarafından imzalanıp kaşelenmiş yazı (EK: 2)
  • Bakmakla yükümlü kişinin ve engelli kişinin T.C. Kimlik Numarasını içerir nüfus cüzdanı fotokopisi
  • Bakmakla yükümlü olduğuna dair belge
  • İlgili yönetmeliğe uygun Sağlık Kurulu Raporu olanlar için rapor aslı veya noter tasdikli örneği ya da raporu düzenlemiş olan hastanece tasdikli örneği
  1. Engelli Serbest Meslek Erbabı İçin:
  • Müracaat formu – Dilekçe (EK: 3)
  • Vergi kimlik numarasını gösteren belge (Vergi levhasının fotokopisi)
  • T.C. Kimlik Numarasını içerir nüfus cüzdanı fotokopisi
  • İlgili yönetmeliğe uygun Sağlık Kurulu Raporu olanlar için rapor aslı veya noter tasdikli örneği ya da raporu düzenlemiş olan hastanece tasdikli örneği
  1. Serbest Meslek Erbabının Bakmakla Yükümlü Olduğu Engelli Kişiler İçin:
  • Müracaat formu – Dilekçe (EK: 3)
  • Vergi kimlik numarasını gösteren belge (Vergi levhasının fotokopisi)
  • Bakmakla yükümlü kişinin ve engelli kişilerin T.C. Kimlik Numarasını içerir nüfus cüzdanı fotokopisi
  • Bakmakla yükümlü olduğuna dair belge
  • İlgili yönetmeliğe uygun Sağlık Kurulu Raporu olanlar için rapor aslı veya noter tasdikli örneği ya da raporu düzenlemiş olan hastanece tasdikli örneği
  1. Engellilik İndiriminden Yararlanma Hakkına Sahip Basit Usulde

Vergilendirilen Engelliler İçin:

  • Müracaat formu- Dilekçe (EK: 4)
  • Vergi kimlik numarasını gösteren belge (Vergi levhasının fotokopisi)
  • T.C. Kimlik Numarasını içerir nüfus cüzdanı fotokopisi
  • İlgili yönetmeliğe uygun Sağlık Kurulu Raporu olanlar için rapor aslı veya noter tasdikli örneği ya da raporu düzenlemiş olan hastanece tasdikli örneği

Engelli sağlık kurulu raporuna; engellinin kendisi, velisi, vasisi veya raporu isteyen kurum tarafından itiraz edilebilir. İlgililer itiraz dilekçesi ve ilk engelli sağlık kurulu raporunun tasdikli bir örneği ile birlikte, bulunduğu ilin sağlık müdürlüğüne başvurur. İl sağlık müdürlüğünce, engelli sağlık kurulu raporu alacak kişi en yakın farklı bir engelli sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneye gönderilir. İtiraz edilen engelli sağlık kurulu raporu ile itiraz üzerine verilen engelli sağlık kurulu raporundaki kararlar aynı yönde ise engelli sağlık kurulu raporu kesinleşir.

 

Engelli sağlık kurulu raporlarının farklı olması durumunda, kişinin ikamet ettiği yere en yakın bir hakem hastaneye, kişi yeniden muayene edilmesi ve engelli sağlık kurulu raporu tanzim edilmesi amacıyla yine il sağlık müdürlüğü kanalıyla gönderilir. Hakem hastanenin engelli sağlık kurulunca verilen kararı kesindir.

 

Ayrıca vergi indirimi için Gelir İdaresi Başkanlığına intikal eden rapor sonuçlarına tekrar incelenmesi talebi ile müracaat edilebilir. Merkez Sağlık Kurulunun ilgili yönetmeliğin 10 uncu maddesine göre ödevlilerin itirazlarını inceleyerek; engellileri yeniden hastaneye sevk, haklarında ek rapor düzenletme ve hakem hastaneye sevk konularında yetkisi vardır. 31/07/2016 tarihli ve 29787 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış olan, “Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması ve Milli Savunma Üniversitesi Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 669 sayılı Kanun Hükmünde Kararname”nin 106 ncı maddesi uyarınca Sağlık Bakanlığına devredilen askeri hastanelerce düzenlenen raporlar genel hükümlere göre işleme tabi tutulur.

Engellilerin çalışma gücü kayıp oranları, Merkez Sağlık Kurulunca, Gelir Vergisi Kanununa ve bu Kanun gereğince hazırlanan Yönetmeliğe göre belirlenmektedir. Engelli vatandaşların hastanelerden aldıkları ve ilgili müdürlükler vasıtasıyla Gelir İdaresi Başkanlığına gönderilen raporları Merkez Sağlık Kurulunca “Engellilik Ölçütü, Sınıflandırması ve Engellilere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik” ve eki cetvellere göre incelenir. Merkez Sağlık Kurulunca tespit edilen çalışma gücü kayıp oranlarına göre belirlenen engellilik dereceleri Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından engellinin başvurduğu Vergi Dairesi Başkanlığına veya Defterdarlığa bildirilir. Bu birimler tarafından da başvuru sahibine sonuç tebliğ edilir.

Merkez Sağlık Kurulu, Maliye Bakanlığı Başhekiminin başkanlığında, Sağlık Bakanlığınca görevlendirilen iki uzman hekim ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca görevlendirilen bir uzman hekimden ve Gelir İdaresi Başkanlığının bir temsilcisinden oluşur. Merkez Sağlık Kurulu Gelir İdaresi Başkanlığı nezdinde görev yapmaktadır. Merkez Sağlık Kurulunun görevi engellilik indiriminden yararlanmak amacıyla hastanelerden alınan raporları inceleyip karar vermektir.

 

Merkez Sağlık Kurulunun çalışma şekli ve vergi indirimi için başvuracakların yapacağı işlemler bir Yönetmelik ile düzenlenmiştir. Merkez Sağlık Kurulu, ilgili mevzuat gereğince engellilik indirimi talebi ile gelen sağlık kurulu raporlarını;

 

  • Yetkili hastane tarafından düzenlenmesi,
  • İlgili yönetmelikte belirtilen bilgi ve şekle uygunluğu,
  • Yönetmelik ile oluşturulan sayıda kurul üyesince onaylanıp onaylanmadığı,
  • Rapordaki bilgi ve bulguların çalışma gücü kayıp oranı verilmesinde açık, kesin ve ayrıntılı olup olmadığı,
  • Teşhis ve tanının ilgili yönetmelik eki cetvellerle uyumlu olup olmadığı,
  • Çalışma gücü kayıp oranının yönetmelik eki cetvellere uygun olup olmadığı,
  • Balthazard formülünün doğru uygulanıp uygulanmadığı,
  • Raporun sürekli olup olmadığı hususunda konulan veya konulmayan, açıklamanın yönetmelik hükümlerine uyup uymadığı, hususlarında incelemekte olup, kesinlikle hastayı muayene etmemekte veya rapora yeni teşhis, bulgu veya tanı ilave etmemekte veyahut rapordan çıkarmamaktadır.

 

Bu açıklamalara göre; Merkez Sağlık Kurulu anılan Kanun ve Yönetmelikler ile tanınmış olan yasal yetki çerçevesinde ve mevzuata uygun olarak engellilerin vergi indiriminden yararlanıp yararlanamayacaklarına ilişkin değerlendirmeler yapmaktadır.

 

Merkez  Sağlık  Kurulu  kararını  verirken  raporlarda  yer  alan  laboratuvar bulgularını,  klinik  muayene  bulgularını,  engellilik  bulgularını  ve  konulan tanıyı ilgili Yönetmelik ekindeki cetvellere göre inceler. Kurul, raporlarda yer alan bulgular ve tanı ile Yönetmelik eki cetvellerde belirlenen çalışma gücü kayıp oranları arasında çelişki görürse re’sen ve nihai olarak karar vermeye yetkilidir.

 

Ancak, kurul gerek görmesi halinde bu raporları bir daha incelenmek üzere raporu veren hastaneye iade edebilir veya başvuruda bulunanın başka bir yetkili sağlık kuruluşuna gönderilmesini isteyebilir. Merkez Sağlık Kurulunca kararların doğru verilebilmesi için, raporda belirtilen ve Yönetmeliğe uygun yazılması gereken  laboratuvar,  klinik  muayene  ve engellilik bulguları ile tanının açık ve anlaşılır olması gerekir. Kurul bu bilgileri yetersiz görmesi halinde ilgili hastaneden ek bilgi istemektedir. Öte yandan, başvuruda bulunan kişiler Merkez Sağlık Kuruluna birden fazla rapor  ulaştırırlarsa  ve  bu  raporların  bulguları  ve  tanısı  aynı  ise  Kurul  bu raporları değerlendirmeye alarak kararını vermektedir. Ancak bu raporların bulguları  ve  tanısı  farklı  ise  Kurul  ilgiliyi  bu  raporların  birleştirilmesi  için hakem hastaneye sevk etmektedir. Yukarıda  açıklanan  düzenlemeler  ile  yetkili  sağlık  kuruluşlarından  alınan raporlarda  belirtilen  çalışma  gücü  kayıp  oranlarının,  raporlarda  belirtilen bulgulara  ve  tanıya  göre  doğru  olup  olmadığının  üst  kurul  olarak  görev yapan  Merkez  Sağlık  Kurulunca  incelenip  kararlaştırılmak  suretiyle  tespit edilmesi ile Türkiye çapında aynı bulgular ve tanı için verilen çalışma gücü kayıp  oranlarının  farklı  belirlenmemesi  ve  uygulamanın  adaletli  olması amaçlanmıştır.

Engellilik indiriminden yararlanmak isteyen vatandaşların diğer kurumların sevki  sonucu  aldıkları  raporlar  (rapor  aslı  veya  noter  tasdikli  örneği  ya da  raporu  düzenlemiş  olan  hastanece  tasdikli  örneği)  ilgili  yönetmelik hükümlerine ve ekinde yer alan engelli sağlık kurulu raporu formatına uygun olmaları durumunda engellilik indirimi yönünden de geçerlidir.

Herhangi  bir  şekilde  işyeri  değiştiren  ücretlilerin  daha  önce  işlem  tesis ettirdikleri müdürlüklere yeni iş yerlerinin adreslerini bildirerek buradan yeni işyerlerine  hitaben  yazı  almaları  yeterli  olacaktır.  Bu  engellilerin  yeniden rapor almalarına gerek yoktur. Bulundukları il sınırları dışına giden ücretliler

de aynı şekilde hareket edebileceklerdir.

Asgari geçim indirimi tutarının hesaplanmasında, ücretin elde edildiği takvim yılı başında belirlenen 16 yaşından büyük işçiler için uygulanan asgari ücretin yıllık brüt tutarı esas alınmaktadır. 2017 takvim yılı boyunca asgari geçim indirimi tutarının hesaplanmasında dikkate alınacak asgari ücretin aylık brüt tutarı ile yıllık brüt tutarı şöyledir:

 

2018  Takvim  Yılı  Başında  Geçerli  Olan Asgari Ücretin Aylık Brüt Tutarı 2.029,50 TL

 

2018  Takvim  Yılı  Başında  Geçerli  Olan Asgari Ücretin Yıllık Brüt Tutarı (2.029,50×12=) 24.354,00 TL

 

 

 

Asgari geçim indirimi yönünden yapılacak hesaplamalarda bu tutar 12 ay boyunca kullanılacaktır.

Engellilik indiriminden yararlanan bir ücretlinin indirim nedeniyle gelir vergisi matrahının kalmaması durumunda gelir vergisi tevkifatı yapılamayacağı için asgari geçim indirimi uygulamasından yararlanması mümkün değildir.

 

Asgari geçim indirimi uygulamasında esas olan, ücretlinin vergi matrahının doğması ve bu matrah üzerinden de gerçek usulde gelir vergisi tevkifatının yapılmış olmasıdır.  Ancak, engellilik  derecesine  göre  engellilik  indirimi uygulaması  sonrasında  ücretlinin  gelir  vergisi  matrahının  kalması  veya  hizmet erbabına aylık maaş ödemesi dışında vergiye tabi olan ücret ve ücret sayılan  ödemelerin  yapılması  durumunda,  yapılan  gelir  vergisi  tevkifatını aşmamak üzere, ücretlinin asgari geçim indiriminden yararlanması mümkün bulunmaktadır.

 

Ayrıca, ödenecek asgari geçim indirimi tutarı aylık asgari ücret üzerinden hesap edilen  vergiden  fazla  olamayacaktır. Asgari  ücretin  2018  yılı  aylık hesaplanan gelir vergisi tutarı 258,76 TL olduğundan, asgari geçim indirimi 2018  yılında  258,76  TL’yi  aşamayacaktır.

Engellilik indiriminden  yararlanan  bir  ücretlinin  aylık  gelir  vergisi  matrahı hesaplanırken  engellilik  indirimi  mahsup  edilecek  ve  engellilik  indiriminin mahsubundan sonra kalan gelir vergisi matrahı üzerinden hesaplanan gelir vergisi  tutarından  da  yıllık  asgari  geçim  indirimi  tutarının  1/12’si  mahsup edilecektir. Mahsup edilecek tutar, kalan gelir vergisi tutarını aşamayacak ve mahsup edilemeyen asgari geçim indirimi tutarı sonraki dönemlerde de değerlendirilmeyecektir.

 

Konuya ilişkin bir örneğe aşağıda yer verilmiştir:

Örnek : 2018/Ocak ayında eşi ücretli olarak çalışan ve çocuğu olmayan 1. derece engellilik indiriminden faydalanan bir asgari ücretlinin asgari geçim indirim tutarı aşağıdaki tabloda belirtildiği şekilde hesaplanacaktır.

 

2018 Takvim Yılının Başında Geçerli Olan Asgari Ücretin Yıllık Brüt Tutarı (2.029,50×12=)

 

24.354,00 TL

 

Ücretlinin Asgari Geçim İndirimi Oranı (Bkz. Gelir Vergisi Kanunu 32 nci madde)

 

      %50
Asgari Geçim İndirimine Esas Tutar (24.354,00x%50=) 12.177,00 TL

 

 

Asgari Geçim İndirimin Yıllık Tutarı (12.177,00x%15=)

 

   1.826,55 TL

 

Asgari Geçim İndiriminin Aylık Tutarı (1.826,55/12=)

 

      152,21 TL

 

Asgari geçim indiriminin aylık tutarı olan 133,31 TL, aylık olarak hesaplanan gelir vergisi tutarından aşağıdaki şekilde mahsup edilecektir.

 

Ocak/2018 Asgari Brüt Ücret

 

2.029,50 TL
2018 Yılı Ocak Ayı Tevkifat Matrahı

 

1.725,07 TL
1. Derece Engellilik İndirimi Tutarı

 

1000,00 TL
Engellilik İndirimi Düşüldükten Sonra Kalan Tevkifat Matrahı

 

  725,07 TL
2018 Yılı Ocak Ayı Ücretinden Hesaplanan Gelir Vergisi

 

  106,55 TL
2018 Yılı Ocak Ayı Mahsup Edilebilecek Azami A.G.İ Tutarı

 

  152,21 TL
2018 Yılı Ocak Ayında Yararlanılabilecek A.G.İ Tutarı

 

  106,55 TL
2018 Yılı Ocak Ayı Ödenecek Gelir Vergisi

 

      0,00 TL

Asgari geçim indirimi uygulamasında, mahsup edilecek tutar, hesaplanan gelir vergisi tutarını aşamayacağından yalnızca 106,55 TL’lik kısmı ücretliye ödenecek ve (152,21-106,55 =) 45,66 TL asgari geçim indirimi farkından yararlanamayacaktır. Bu tutar sonraki dönemlere de devredilmeyecektir.

  • Asgari geçim indirimi mükellefin 18 yaşını veya tahsilde olup 25 yaşını doldurmamış çocukları  için  uygulanması    Bu  yaş  hadlerini aşmış  olan  ve  mükellefle  birlikte  oturan  veya  mükellef  tarafından bakılan bakıma muhtaç ve engellilik indiriminden faydalanan engelli çocuklar  için  asgari  geçim  indiriminden  yararlanılması  mümkün değildir.
  • Ücretlinin çalıştığı bakanlık ve bu bakanlığa bağlı olarak kurulan döner sermayeden aldığı ek ödemeler ile maaş ödemelerinin tek işverenden alınan ücret olarak  değerlendirilmesi  ve  bakmakla  yükümlü  olduğu çocuğunun  rahatsızlığı  nedeniyle  faydalanması  gereken  engellilik indiriminin ek ödemeler ile maaş ödemelerine ilişkin ücretler toplamına uygulanması gerekmektedir.
  • Ücretlilere yapılan  ilave  ödeme  ve  ikramiye  ödemeleri  de  Gelir Vergisi  Kanununun  61  inci  maddesi  hükmü  gereğince  ücret  olarak değerlendirileceğinden  söz  konusu  ücret  ödemelerinin  de  hizmet erbabının  asıl  ücretine  dahil  edilerek  engellilik  derecesine  uygun engellilik indirimi tutarlarının indirim konusu yapılması gerekmektedir.
  • Ücret geliri  elde  edenlerin  bakmakla  yükümlü  olduğu  engelli  kişi bulunması  halinde,  bu  kişiler  dolayısıyla  engellilik  indiriminden faydalanması mümkün bulunmaktadır.
  • Şirket ortağı  ve  yönetim  kurulu  üyesi  olan  bir  kimsenin  şirketten yapılan  huzur  hakkı  ödemeleri  ücret  niteliğinde  olduğundan  bu ödemelere engellilik indirimi uygulanacağı tabiidir. Ancak, kurumların idare meclisi başkan ve üyelerine verilen kar payları, menkul sermaye iradı olarak değerlendirileceğinden, sermaye payı oranında dağıtılan kar payına engellilik indiriminin uygulanması mümkün değildir.
  • Gerçek usulde  ticari  faaliyette  bulunanların  engellilik  indiriminden faydalanması mümkün bulunmamaktadır.
  • Basit usule  tabi  mükelleflerin  gelir  vergisi  matrahlarının  tespitinde, engellilik  derecelerine  göre  belirlenen  tutarları  gelir  vergisi beyannamesinde bildirilecek gelirlerden (yıllık olarak) indirim konusu
  • yapmaları mümkündür.
  • Emekli olarak  işten  ayrıldıktan  sonra  işyerinde  tekrar  çalışmaya başlayanlara  yapılan  ve  gelir  vergisi  tevkifatına  tabi  olan  ücretlere engellilik indirimi uygulanması mümkün bulunmaktadır.
  • Aylık dönemler itibariyle yapılan ücret ödemelerinin vergilendirilmesi sırasında, engellilik indiriminin aylık ücret matrahını aşan kısmı için herhangi bir vergi iadesi yapılması mümkün değildir.
  • Bankaların idari  kararı  sonucu,  tek  taraflı  iradesi  doğrultusunda banka  emeklilerine  yılda  bir  defa  karşılıksız  olarak  yapılan  kuruluş ikramiyesinin, Gelir Vergisi Kanununun 2 nci maddesinde yer alan gelirin unsurları kapsamında değerlendirilmediğinden bu ödeme nedeniyle engellilik indiriminden yararlanılması mümkün bulunmamaktadır.
  • Engellilik indirimi   uygulamasında   Merkez   Sağlık   Kurulunca değerlendirilen raporların asılları mükellefin başvuruda  bulunduğu vergi dairesi başkanlığına ya da defterdarlığa geri gönderilmektedir. Dolayısıyla, Başkanlığımız arşivinde rapor asılları mevcut değildir.
  • Mükelleflerin, engellilik indiriminden faydalanıyorken bu  haktan vazgeçmelerinde hukuki bir engel bulunmamaktadır.

4 – ENGELLİLERE SAĞLANAN DİĞER VERGİ AVANTAJLARIYLA İLE İLGİLİ BİLİNMESİ GEREKENLER

Gümrük Kanununun 167 nci maddesinin 12/a fıkrasında malul ve engellilerin kullanımına mahsus eşyanın gümrük vergilerinden muaf olduğu belirtilmiştir.

  1. Gümrük Vergisinden İstisna Edilen Eşya
  2. a) Görme engelliler hariç olmak üzere, malul ve engellilerin hayatlarını idame ettirmesi için kişisel kullanımlarına mahsus özel surette imal edilmiş olup, engelli kişilerin bizzat kendileri tarafından veya engelli kişilere yardım sağlanması amacına yönelik olarak vakıflar ve kamu yararına çalışan dernekler ile resmi kurumlara karşılıksız gönderilen ve ücretsiz dağıtılmak üzere belirtilen dernek, vakıf ve resmi kurumlar tarafından serbest dolaşıma sokulan motorlu veya motorsuz koltuk, bisiklet ve diğer eşyaya,
  3. b) Vakıflar ve kamu yararına çalışan dernekler ile Sağlık Bakanlığınca yetki verilenler tarafından ithal edilen, malul ve engelli kişileri toplu olarak taşımaya yönelik, malul ve engelli kişinin araca binip inmesiyle taşınmasını kolaylaştırıcı tertibatı bulunan motorlu kara nakil vasıtalarına,
  4. c) Gümrük idaresine sunulduğu tarih itibarıyla, kayıt ve model yılı dahil, üç yıldan eski olmamak kaydıyla;
  • Münhasıran engelli kişi tarafından kullanılmak üzere özel surette imal edilmiş hareket ettirici tertibatı bulunan (3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren sol bacak engeli olan gazilerde özel tertibat aranmaz) ve bu kişiler tarafından serbest dolaşıma sokulan, motosiklet ve motor silindir hacmi 1600 cc.’ye kadar olan otomobiller ile,
  • El ve ayak fonksiyonlarını tamamen yitirmiş olmaları nedeniyle bizzat malul ve sakat kişi tarafından kullanılamayan, kişinin araca binip inmesiyle taşınmasını kolaylaştırıcı tertibatı bulunan, malul ve sakat kişinin üçüncü dereceye kadar kan ve sıhri hısımlarından bir sürücü veya kişi ile iş akdine bağlı olarak istihdam edilen sürücü tarafından kullanılan vasıtalardan;

 

1) 87.02 tarife pozisyonu altında sınıflandırılan minibüslere,

2) Portatif koltuklar hariç olmak üzere, sürücüsü dahil altı ila dokuz oturma yeri olan, engelli kişinin rahatça taşınabilmesine imkân verecek tavan yüksekliğine sahip olan motorlu kara nakil vasıtalarına,

gümrük vergilerinden muafiyet tanınır.

 

Bahsi geçen eşyaya mahsus olan ve eşya ile birlikte getirilen parça, yedek parça ve aksesuarlar veya bu eşyanın bakım, kontrol, ayarlama ya da tamiri için gerekli olan aletler de bu muafiyet kapsamındadır.

Söz konusu parça, yedek parça ve aksesuarlar ile sair aletlerin, eşyanın ithalinden sonra yurda getirilmesi halinde de muafiyetin uygulanabilmesi için bunların muafiyetten yararlanarak ithal edilen eşya ile ilgili olduklarının gümrük idaresine kanıtlanması gerekmektedir.

 

  1. Özel Tertibatlı Engelli Aracını İthal Edecek Kişiler

Özel tertibatlı engelli aracını ithal edecekler el ve ayaklarında ortopedik engeli bulunan kişilerdir. 1 Sıra No.lu Gümrük Muafiyeti Tebliğinin 26 ncı maddesine göre “ortopedik engel” ibaresi, doğuştan veya sonradan herhangi bir nedenle, iskelet, kas ve sinir sistemindeki bozukluklar sonucu bedensel yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmesi nedeniyle alt ve üst ekstremite engelliliklerini ifade eder.

Ortopedik engeli bulunmayan kişilerin gümrük vergilerinden muaf olarak özel tertibatlı araç ithal etmeleri mümkün bulunmamaktadır.

Bu kişiler;

  • Türkiye Gümrük Bölgesi dışında yerleşik ise; ikametini Türkiye Gümrük Bölgesine kesin olarak nakletmesi halinde, (Bu şart sadece bizzat engelli kişi tarafından kullanılamayan araç, binek otomobil ve motosiklet için geçerlidir. Motorlu ve motorsuz koltuklar ile bisikletler kişisel eşya kapsamında kesin dönüş şartı aranmaksızın engelli kişi tarafından muaf olarak ithal edilebilir.)
  • Türkiye Gümrük Bölgesinde yerleşik ise; Türkiye Gümrük Bölgesi dışındaki gerçek ve tüzel kişiler (dernek, vakıf vb.) tarafından kendisine bağış yoluyla gönderilen veya bedel karşılığı alınan özel tertibatlı engelli aracını gümrük vergilerinden muaf olarak ithal edebilir.

 

  1. İthal Edilen Özel Tertibatlı Araçlarda Aranılan Şartlar

Gümrük vergileri ödenmeksizin ithal edilen Özel Tertibatlı Engelli Araçlarında aşağıdaki şartlar aranacaktır:

  • Binek otomobil ise; binek otonun engelli kişi tarafından kullanılmak üzere özel surette imal edilmiş hareket ettirici tertibatı bulunmalı ve silindir hacmi 1600 (dahil) cc’ye kadar olmalıdır. Arazi taşıtları bu istisnanın dışında tutulmuştur.
  • Bizzat engelli kişi tarafından kullanılamayan araç ise; bu aracın el ve ayak fonksiyonlarını tamamen yitirmiş engelli kişinin araca binip inmesiyle, taşınmasını kolaylaştırıcı tertibatı bulunmalı ve engelli kişinin üçüncü dereceye kadar kan ve sıhri hısımlarından bir sürücü veya engelli kişi tarafından iş akdine bağlı olarak istihdam edilen bir sürücü tarafından kullanılmalıdır. Arazi taşıtları ve binek otomobiller bu istisnanın dışında tutulmuştur.
  • Motosiklet ise; engelli kişiler tarafından kullanılmak üzere özel surette imal edilmiş olması halinde gümrük vergileri ödenmeyecektir.

Sadece otomatik vitesli olan ve özel surette yapılmış hareket ettirici tertibatı bulunmayan bizzat engelli kişi tarafından kullanılamayan araç ile engelli kişinin araca binip inmesiyle taşınmasını kolaylaştırıcı tertibatı bulunmayan aracın ithali mümkün değildir. Ancak, Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren sol bacak engeli olan gazilerde özel tertibat aranmaz. Bu kapsamdaki kişilerin özel tertibatı bulunmayan (örneğin otomatik vitesli) araçları da ithal edebilmesi mümkündür.

 

Özel olarak engelli kişilerin kullanımına mahsus olan yukarıda belirtilen eşya ile birlikte getirilen parça, yedek parça ve aksesuarlar veya bu eşyanın bakım, kontrol, ayarlama ya da tamiri için gerekli olan aletler de muafiyet kapsamındadır. Söz konusu parça, yedek parça ve aksesuarlar ile sair aletlerin eşyanın ithalinden sonra getirilmesi halinde muafiyetin uygulanması için bunların ithal edilen eşyayla ilgili olduklarının gümrük idaresine kanıtlanması gerekmektedir.

 

D.Özel Tertibatlı Araç İthalinde Aranan Belgeler

  1. a) Engellilere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe uygun Sağlık Kurulu Raporunun aslı, (Yönetmelik kapsamında “Engelli Sağlık Kurulu Raporu Vermeye Yetkili Sağlık Kuruluşları” Ek-8’de bulunmaktadır. Bu raporda; ilgilinin engelliliği ile bunun derecesinin ve haline göre kullanabileceği taşıt özelliğinin belirtilmesi gerekir. Şayet ilgili, yurt dışında iken resmi bir hastaneden aldığı ve dış temsilciliklerimize onaylattığı bir rapor ibraz ederse bu raporun 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun “Sürücü Adaylarında Aranacak Şartlar”ı içeren 41 inci maddesine uygunluğunun da ayrıca belgelenmesi gerekir.)
  2. b) Aracı kendisi kullanacak engelli kişi için; trafik dairesince düzenlenen ve ilgili şahsın engellilik durumu itibariyle, taşıt kullanabileceğini gösteren (H) sınıfı sürücü belgesi,
  3. c) Yurt dışında ikamet eden engelliler için; yurda kesin döndüğünü gösteren Konsoloslukça onaylı belge ile yurda kesin dönüşünden önce satın alınan taşıtın mülkiyetinin kendisine ait olduğunu gösterir mülkiyet belgesi ile yurtdışı giriş-çıkış kayıtlarını gösterir pasaport vb. doküman,
  4. d) Türkiye’de ikamet eden engelli kişiye bağış yapılması halinde; taşıtın bağışlayana ait olduğunu gösterir mülkiyet belgesi ile noter veya Konsoloslukça düzenlenmiş bağış belgesinin aslı,
  5. e) Taşıtın bir bedel karşılığı;
  • Tüzel kişiden alınması halinde, ithal edilmek istenilen taşıtın cins, marka ve özellikleri ile fiyatını gösteren proforma fatura ve ithal sırasında fatura aslı,
  • Gerçek kişiden alınması halinde, taraflar arasında düzenlenen satış sözleşmesi,
  1. f) Nüfus cüzdan örneği ve vukuatlı nüfus kayıt örneği,
  2. g) Taahhütname;
  • İthal olunacak motosiklet veya binek otomobilinin engelli kişinin kendisi tarafından kullanılacağına başkasının kullanımına veya istifadesine izin vermeyeceğine,
  • İthal olunacak bizzat engelli kişi tarafından kullanılamayan aracın el ve ayak fonksiyonlarını tamamen yitirmiş kişinin üçüncü dereceye kadar kan ve sıhri hısımlarından bir sürücü veya engelli kişi tarafından iş sözleşmesine bağlı olarak istihdam edilen bir sürücü tarafından kullanılacağına, başkasının kullanımına veya istifadesine izin vermeyeceğine,
  • Ankara Gar Gümrük Müdürlüğünün izni olmadan anılan taşıtların başkasına devredilmeyeceğine ve satılmayacağına, kiralanmayacağına, ödünç verilmeyeceğine, ithal olunan taşıt üzerindeki özel tertibata da hiç bir değişiklik yapılmayacağına, ikametgâh adresinde bir değişiklik olması halinde bu değişikliği Ankara Gar Gümrük Müdürlüğüne bildireceğine,

dair taahhütname, (taahhütname örnekleri ilgili Gümrük Müdürlüğünde doldurulup imzalanabilir.)

  1. h) Özel tertibata ilişkin fatura.
  2. Özel Tertibatlı Araç İthalinde Müracaat Edilecek Yer

Özel tertibatlı otomobil ile bizzat engelli kişi tarafından kullanılamayan araç için, araç Türkiye’ye getirilmeden önce engelli kişiler veya bunlar hesabına bu kişinin vekil tayin ettiği ve Türkiye Gümrük Bölgesinde yerleşik kişiler tarafından Ankara Gar Gümrük Müdürlüğüne, aşağıda belirtilen belgelerin biri asıl olmak üzere iki nüshası ile birlikte müracaat edilir.

  • Engellilik durumunu gösteren sağlık kurulu raporu vermeye yetkili sağlık kurumlarından alınmış heyet raporunun aslı (ve bir örneği),
  • Bizzat engelli kişi tarafından kullanılacak araç için H sınıfı sürücü belgesi (aslı ve bir örneği),
  • Nüfus cüzdanı örneği,
  • Adına ithalat yapılacak engelli kişinin hukuki tasarruf ehliyetinin bulunmaması halinde vasilik belgesi.

Bir önceki alt başlıkta sayılan diğer belgeler, Ankara Gar Gümrüğünden olumlu komisyon / heyet raporu alınması halinde ve ithalat işlemlerinin gerçekleştirilmesi sırasında aranacaktır.

  1. Özel Tertibatlı Araçların İthalat İşlemi

Özel tertibatlı otomobil ithalatı talebi ve otomobilde bulunması gereken özel tertibat, Ankara Gar Gümrük Müdürlüğünde oluşturulan heyet tarafından karara bağlanır. Heyetin toplandığı her ayın ilk salı günü ilgili engelli kişiler de anılan gümrükte hazır bulunur.

Binek otomobili veya bizzat engelli kişi tarafından kullanılamayan aracın ithaline ilişkin olumlu kararların Komisyon tarafından oybirliği ile verilmesi gerekir.

Komisyon kararı olumlu ise, otomobil veya minibüs için Ankara Gar Gümrük Müdürlüğünce “İthal İzin Belgesi” düzenlenir.

İzin belgesinin geçerlilik süresi 6 (altı) aydır. Taşıt, izin belgesinin geçerlilik süresi içerisinde Ankara Gar Gümrük Müdürlüğüne teslim edilir.

Gümrük Müdürü veya yetkili kılacağı Gümrük Müdür Yardımcısı başkanlığında iki muayene memurundan oluşan heyet tarafından aracın söz konusu heyet kararına uygun olup olmadığı araştırılarak uygun bulunması halinde ithaline izin verilir.

Gümrük İdaresince, ithal işlemi tamamlanan binek otomobil ve minibüs için düzenlenecek trafik şahadetnamesine şerh konularak ilgili trafik tescil dairesine gönderilir.

 

  1. İthal Edilen Özel Tertibatlı Araçların Devir ve Satışı

Gümrük vergilerinden muafiyet kapsamında ithal edilen eşya, Gümrük İdaresinin izni olmadan ve gümrük vergileri alınmadan engelli olmayanlara ödünç verilemez, kiralanamaz, devredilemez veya satılamaz.

 

Söz konusu eşya ve malzemeler muafiyetin veriliş amacına uygun kullanılır ve ilgili Gümrük Müdürlüğünün izni dahilinde muafiyet hakkı tanınmış başka bir kişi, kurum veya kuruluşa ödünç verilir, kiralanır, devredilir veya satılırsa gümrük vergileri aranmaz.

Engelli kişiler; mülkiyetlerinde gümrük vergileri ödemeden ithal edilmiş özel tertibatlı otomobil, minibüs ve motosiklet kayıtlı olduğu sürece aynı şekilde muafiyet kapsamında otomobil, minibüs ve motosiklet ithal edemezler ve bu taşıtları fiilen ithal edildiği tarihten itibaren 3 (üç) yıl geçmedikçe, engelli olmayanlara satamazlar.

 

Fiili ithal tarihinden itibaren 3 (üç) yıl geçtikten sonra gümrük vergilerinin tahsili koşuluyla; fiili ithal tarihinden itibaren 10 (on) yıl geçtikten sonra ise gümrük vergileri ödenmeksizin söz konusu taşıtların muafiyet hakkı bulunmayan kişilere satış veya devri mümkün bulunmaktadır. Ancak trafik tescil şubesince aracın tescil belgesine konulan şerhin kaldırılması için Ankara Gar Gümrük Müdürlüğüne trafik şahadetnamesi ve trafik tescil belgesi ile birlikte müracaat edilmesi gerekmektedir.

 

Özel olarak dizayn edilmiş aracı devralacak kişinin engellilik durumunun farklı olması halinde, devredilecek taşıtın Ankara Gar Gümrük Müdürlüğüne teslim edilmesi ve devralacak kişinin engellilik durumuna uygun olarak aracın anılan Gümrük İdaresinin gözetimi altında yeniden dizayn edilmesi gerekmektedir.

  1. Engellı̇lı̇k Derecesi̇ %90 veya Üzerinde Olanların Taşıt Alımlarında İstisna Uygulaması

1) Taşıtta Tadilat Aranmayan İstisna Uygulaması

Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) Kanununun (7/2-a) maddesi uyarınca, Kanuna ekli (II) sayılı listede (Ek:7) yer alan kayıt ve tescile tâbi mallardan; 87.03 (motor silindir hacmi 1.600 cm³’ü aşanlar hariç), 87.04 (motor silindir hacmi 2.800 cm³’ü aşanlar hariç) ve 87.11 G.T.İ.P. numaralarında yer alanların, engellilik derecesi %90 veya daha fazla olan malul ve engelliler tarafından beş yılda bir defa olmak üzere ilk iktisabı (ilk alımı) ÖTV’den istisnadır.

 

Bu istisna düzenlemesinin uygulama usul ve esasları genel itibariyle aşağıdaki gibidir.

  1. a) İstisnadan Yararlanabilecekler

Engellilik oranının (özür durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranının/kişinin engellilik oranının) %90 ve üzerinde olduğunu, “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik” çerçevesinde yetkili sağlık kurumlarından (hastanelerden) alınan engelli sağlık kurulu raporu ile tevsik eden malul ve engelliler bu istisnadan yararlanabilmektedir.

Engel sebebinin önemi bulunmamaktadır. Görme, işitme, konuşma veya ortopedik olabileceği gibi zihinsel engelliler veya böbrek rahatsızlığı olanlar da bu istisnadan yararlanabilmektedir.

Bu uygulama kapsamındaki taşıtın ilk iktisabında ÖTV istisnası uygulanması için, malul ve engellilerin taşıtı bizzat kullanması veya kullanamaması şartı aranılmamaktadır. Dolayısıyla, Kanunun (7/2-a) maddesi kapsamında iktisap edilen taşıt, malul ve engellinin bizzat kendisi tarafından da kullanılabilir.

Bununla birlikte, istisna kapsamında ilk iktisabı yapılan taşıtın malul ve engellinin bizzat kullanmasının mümkün olmaması halinde, zorunlu haller dışında, engelli kişinin sürekli olarak istifadesine sunulması gerekir.

  1. b) İstisna Kapsamındaki Taşıtlar

Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (II) sayılı listedeki kayıt ve tescile tabi taşıtlardan, sadece, Türk Gümrük Tarife Cetvelinin;

  • 87.03 tarife pozisyonunda yer alan, 1600 cm³ veya altında motor silindir hacmine sahip binek otomobil, panelvan, pick-up, arazi taşıtı, ATV, steyşın vagon, vb. taşıtlar,
  • 87.04 tarife pozisyonunda yer alan, eşya taşımaya mahsus, 2800 cm³ veya altında motor silindir hacmine sahip van, panelvan, kamyonet, pick-up, vb. taşıtlar,
  • 87.11 tarife pozisyonunda yer alan, motor silindir hacmine bakılmaksızın, motosikletler

bakımından istisnadan yararlanılabilmektedir.

Bu uygulamada, taşıtta herhangi bir mekanik ilave veya tadilat (özel tertibat) yapılması şartı aranmaz.

 

2) Taşıtta Tadilat Aranan İstisna Uygulaması

  1. a) İstisnadan Yararlanabilecekler

Engellilik durumunun taşıtı bizzat kullanamayacak ve sürekli olarak tekerlekli sandalye veya sedye kullanmalarını gerektirecek nitelikte olduğunu, “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik” çerçevesinde yetkili bir sağlık kurumundan (hastaneden) alınmış engelli sağlık kurulu raporuyla tevsik eden ve engellilik derecesi %90 veya daha fazla olan malul ve engelliler bu uygulamadan yararlanabilmektedir.

 

Diğer bir ifade ile mezkûr istisnadan, yalnızca engellilik durumları sürücü olmalarını engelleyecek nitelikte olan, sürekli olarak tekerlekli sandalye veya sedye kullanması gerektiğini ve engellilik derecesinin %90 veya üzeri olduğunu engelli sağlık kurulu raporu ile belgeleyen malul ve engelliler yararlanabilir.

 

Dolayısıyla, bu istisna uygulaması kapsamında iktisap edilen taşıt, malul ve engellinin bizzat kendisi tarafından kullanılamaz.

İstisna kapsamında ilk iktisabı yapılan taşıtın, zorunlu haller dışında, engelli kişinin sürekli olarak istifadesine sunulması zorunludur.

  1. b) İstisna Kapsamındaki Taşıtlar

Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (II) sayılı listedeki kayıt ve tescile tabi taşıtlardan, sadece, 87.03 tarife pozisyonu kapsamında vergilendirilen;

  • Yük taşımasında kullanılıp azami ağırlığı 3,5 tonu aşmayan ve yolcu taşıma kapasitesi istiap haddinin %50’sinin altında olan taşıtların,
  • Sürücü dahil 9 kişilik oturma yeri olan taşıtların,

bu istisna kapsamında iktisabı mümkündür.

 

Dolayısıyla bu istisna kapsamında, 87.03 tarife pozisyonunda sınıflandırılan panelvan, kombi gibi hem yük hem yolcu taşımacılığında kullanılabilen çok amaçlı taşıtlar (hafif ticari taşıtlar) ile sürücü dahil 9 kişilik oturma yeri olan taşıtların ilk iktisabı yapılabilir.

 

(II) sayılı listenin 87.03 tarife pozisyonu sırası kapsamında vergilendirilen; motor silindir hacmi 2.800 cm³’ü aşan taşıtlar, bütün tekerlekleri motordan güç alan veya alabilen taşıtlar, sürücü dahil 8 kişiye kadar oturma yeri olan binek otomobilleri, yarış arabaları ve arazi taşıtlarının alımında bu istisnadan yararlanılamaz.

Bunun yanı sıra, 10 veya üstü oturma yerine sahip taşıtların, mezkûr düzenleme çerçevesinde yaptırılan tadilat sonucu, istisna kapsamındaki taşıtlar haline getirilmesi suretiyle ilk iktisaplarının yapılması halinde de diğer şartların sağlanmasına bağlı olarak, söz konusu istisna düzenlemesinden yararlanılabilir.

  1. c) İstisna Kapsamındaki Taşıtlarda Yaptırılacak Tadilatın Mahiyeti

Taşıtta, ilk iktisaptan önce tekerlekli sandalye veya sedye ile binilmesine ve seyahat edilmesine uygun tertibat yaptırılması zorunludur.

 

  1. Engellilik Derecesi %90’ın Altında Olanların Taşıt Alımlarında İstisna Uygulaması

Özel Tüketim Vergisi Kanununun (7/2-c) maddesi uyarınca, Kanuna ekli (II) sayılı listede (Ek:7) yer alan kayıt ve tescile tâbi mallardan; 87.03 (motor silindir hacmi 1.600 cm³’ü aşanlar hariç), 87.04 (motor silindir hacmi 2.800 cm³’ü aşanlar hariç) ve 87.11 G.T.İ.P. numaralarında yer alanların, bizzat kullanma amacıyla engelliliğine uygun hareket ettirici özel tertibat yaptıran malul ve engelliler tarafından beş yılda bir defa olmak üzere ilk alımları ÖTV’den istisnadır.

Bu istisna düzenlemesinin uygulama usul ve esasları genel itibariyle aşağıdaki gibidir.

1) İstisnadan Yararlanabilecekler

Bu uygulamadan, engellilik durumu, manuel vitesli bir taşıtın hareket ettirici aksamında tadilat yaptırılmasını gerektirecek nitelikte olanlar, diğer bir ifade ile manuel vitesli bir taşıtın hareket ettirici aksamında engelliliğe uygun tertibat yaptırılmadan taşıtı kullanamayacak olanlar yararlanabilir. Örneğin, sadece sağ veya sol el parmaklardan herhangi bir ya da birkaçı olmayanlar bu uygulamadan yararlanamaz.

Mevcut kanuni düzenleme gereği; engellilik oranı %90’ın altında olanlardan, engellilik durumları yukarıda belirtilen mahiyette olmayan, işitme engellilerin, görme engellilerin, böbrek rahatsızlığı olanların, kalp nakli veya rahatsızlığı olanların, zihinsel engellilerin ve benzerlerinin ÖTV’den müstesna olarak taşıt iktisap etmeleri mümkün bulunmamaktadır.

Engellilik durumunun tevsikinde, “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik” çerçevesinde yetkili sağlık kurumlarından (hastanelerden) alınan engelli sağlık kurulu raporu aranır.

 

İstisna kapsamında ilk iktisabı yapılan taşıtın, zorunlu haller dışında, engelli kişi tarafından bizzat kullanması gerekir.

2) Sahip Olunması Gereken Sürücü Belgesi

Bu istisna uygulamasından yararlanılabilmesi için;

-01/01/2016 tarihinden önce alınan ve ilgili mevzuatı uyarınca söz konusu tarihten itibaren beş yıl (31/12/2020 tarihine kadar) geçerliliği bulunan H sınıfı sürücü belgesine veya,

-01/01/2016 tarihinden itibaren alınan, engellilik durumları itibarıyla istisna kapsamındaki taşıtta bulunması gereken özel tertibata/ tertibatlara ilişkin ibareleri (kod numarasını/numaralarını) içeren A, A1, A2, B, B1, BE ve M sınıfı sürücü belgesine,

sahip olunması zorunludur.

 

01/01/2016 tarihinden önce alınmış A veya B sınıfı sürücü belgeleri, bu uygulamada sahip olunması gereken sürücü belgeleri kapsamında değerlendirilmez.

3) İstisna Kapsamındaki Taşıtlar

Özel Tüketim Vergisi Kanununun (7/2-c) maddesi uyarınca, (II) sayılı listedeki kayıt ve tescile tabi mallardan, Türk Gümrük Tarife Cetvelinin,

  • 87.03 tarife pozisyonunda yer alan, 1600 cm³ veya altında motor silindir hacmine sahip binek otomobil, panelvan, pick-up, arazi taşıtı, ATV, jeep, steyşın vagon, vb. taşıtların,
  • 87.04 tarife pozisyonunda yer alan, eşya taşımaya mahsus, 2800 cm³ veya altında motor silindir hacmine sahip van, panelvan, kamyonet, pick-up, vb. taşıtların,
  • 87.11 tarife pozisyonunda yer alan, motor silindir hacmine bakılmaksızın, motosikletlerin bizzat kullanmak amacıyla engelliliğine uygun hareket ettirici özel tertibat yaptıran malul ve engelliler tarafından ilk iktisabı ÖTV’den müstesnadır.

İstisnadan yararlanmak için taşıtın, özel tertibatlı olması ve malul ve engelli tarafından bizzat kullanılabilecek durumda olması şarttır.

4) İstisna Kapsamındaki Taşıtlarda Yaptırılacak Tadilatın Mahiyeti

Bu uygulamada, taşıtı hareket ettirici aksam olarak debriyaj, fren ve gaz pedalları ile vites kolu kabul edilir. İlk iktisaptan önce hareket ettirici aksamda sabitlenmiş bir şekilde özel tertibat yapılması gerekmekte olup, yapılan özel tertibatın kişinin engelliliğiyle uyumlu olması da zorunludur.

Sol el ve/veya kolda engelliliği bulunanların, taşıtı hareket ettirici aksam sayılan manuel vites kolunu engelliliğe uygun olarak direksiyona monte ettirmesi ve benzeri şekilde tadilat yaptırması veya taşıtın fabrika çıkışında vitesin direksiyonun sağ tarafına sabitlenmiş olması gibi haller hareket ettirici aksamda özel tertibat olarak kabul edilir.

Direksiyona topuz takılması, engelin bulunduğu taraftaki silecek kolu, sinyal, cam silecek kumandası, dörtlü flaşör, ön-arka cam su fıskiyesi, korna ve kontak gibi düzeneklerin diğer tarafa alınması veya direksiyon simidine monte edilmesi ve benzeri tadilatlar taşıtı hareket ettirici aksamda özel tertibat kapsamında değerlendirilmez.

Manuel vitesli bir taşıtı vites kolunda ve/veya debriyaj pedalında sabitlenmiş özel tertibat yaptırmadan kullanamayacak durumda olan engelliler bakımından, otomatik vitesli taşıtlar, özel tertibatlı taşıt olarak kabul edilir.

Örneğin;

  • Sol üst ekstremite (sol el veya kolda) ve/veya sağ üst ekstremiteye (sağ el veya kolda) ilişkin engellilik durumlarının, manuel vitesli bir taşıtın vites kolunda,
  • Sol alt ekstremiteye (sol ayak veya bacağa) ilişkin engellilik durumlarının, manuel vitesli bir taşıtın debriyaj pedalında, sabitlenmiş özel tertibat yaptırmadan, taşıtın kullanılamayacak olması halinde, otomatik vitesli taşıt başka bir tadilat olmaksızın özel tertibatlı araç olarak değerlendirilmektedir.

 

Taşıtın otomatik vitesli olması, engelliliğe uygun hareket ettirici özel tertibat yaptırılması şartının aranmasına engel değildir. Dolayısıyla otomatik vitesli taşıtların hareket ettirici aksamında da kişinin engelliliğine uygun olarak sabitlenmiş özel tertibat yaptırılması gerekmektedir. Örneğin, sağ ayağı ampute olan bir engellinin, fren ve gaz pedallarında özel tertibat yaptırmadan otomatik vitesli taşıtı kullanması mümkün olmadığından, ancak anılan tertibatın yaptırılması halinde otomatik vitesli bir taşıt bakımından istisnadan faydalanılabilir.

 

  1. Malul ve Engellilerin Taşıt Alımlarına İlişkin Ortak Hususlar

1) İstisnadan Yararlanılabilecek Taşıt Sayısı ve İstisnadan Yararlanma Süresi

Her beş yılda sadece bir taşıt bakımından istisnadan yararlanılabilir. Dolayısıyla, taşıtın istisna kapsamında satın alındığı veya ithal edildiği tarihten itibaren beş yıllık süre geçmeden aynı veya farklı kategoride sınıflandırılan ikinci bir taşıt bakımından istisnadan yararlanılamaz.

Ayrıca, istisna uygulanarak iktisap edilen taşıtın, sonradan ÖTV’si ödenerek satılması veya devredilmesi durumunda dahi, taşıtın ilk iktisabından itibaren beş yıllık süre dolmadığı sürece yeniden istisnadan yararlanılarak taşıt iktisap edilmesi mümkün değildir.

2) İstisnadan Yararlanma Usulü

Yetkili sağlık kurumlarından alınmış, engellilik derecesini tevsik eden sağlık kurulu raporunun aslı veya noter onaylı örneğinin ÖTV mükellefine (taşıt satan bayiye) ibraz edilmesi suretiyle, taşıtın alımında ÖTV uygulanmaması talep edilir.

 

Vergi dairesince, taşıtı satan bayinin vereceği beyanname ve engelliye ait belgelerin incelenmesini müteakiben, istisnadan yararlanılmasına engel bir durumun bulunmaması kaydıyla, taşıtın kayıt ve tescilinde ibrazı zorunlu olan ve taşıtın iktisabında istisna uygulandığını gösteren “ÖTV Ödeme Belgesi” nin sistem dahilinde oluşturulmasına onay verilir. ÖTV mükelleflerince, bu belgenin bir örneği, kaşe tatbik edilerek imzalanır ve alıcılara (malul ve engelli) verilir.

İstisnadan yararlanılabilmesi için, istisna kapsamında ilk iktisabı yapılacak taşıta ait faturanın engelli adına düzenlenmesi ve aracın yine engelli adına kayıt ve tescili gerekmekte olup, bir başkasının malul ve engelli adına söz konusu istisnadan yararlanması mümkün değildir.

3) İbrazı Zorunlu Engelli Sağlık Kurulu Raporuna İlişkin Hususlar

Engellilere, engelli sağlık kurulu raporu verilmesine dair ilgili mevzuatın değişmesi halinde, değişiklik tarihinden önce usulüne uygun olarak düzenlenmiş olan engelli sağlık kurulu raporları ÖTV istisnası uygulamasında geçerlidir.

 

Ancak, Özel Tüketim Vergisi Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önce alınmış sağlık kurulu raporlarına dayanılarak bu istisna kapsamında işlem tesis edilmez.

Malul ve engellinin, birden fazla engelli sağlık kurulu raporunun bulunması halinde, en son tarihli rapor bu uygulamada dikkate alınır.

 

Engelli sağlık kurulu raporunda, raporun süresiz olduğunun belirtilmesi halinde herhangi bir tarihle sınırlı olmaksızın; belirli süre içinde geçerli olduğunun belirtilmesi halinde, raporun süresinin bitimine altı aydan az bir süre kalmaması kaydıyla, bu süre içinde, ilk iktisabı yapılacak taşıtlar bakımından söz konusu raporlara dayanılarak istisnadan yararlanılabilir.

Süreli raporlara dayanılarak istisnadan yararlanılması halinde, raporun süre bitiminde ÖTV istisnasının devamı için yeni rapor ibrazı aranmadığı gibi, bu rapora dayanılarak iktisap edilen taşıta ait ÖTV’nin de beyan edilip ödenmesi aranmaz.

 

  1. Özellik Arz Eden Durumlar

1) İstisnadan Yararlanılarak Satın Alınan Taşıtın Kayıt ve Tescilinden Önce

Malul ve Engellinin Ölümü Halinde Tesis Edilecek İşlem

Malul ve engelli tarafından iktisabı yapılan taşıtın kayıt ve tescil ettirilmeden malul ve engellinin vefat etmesi durumunda, mezkûr istisna uygulamasından yararlanılamaz.

Bu durumda, taşıtın mükellefe iade edilmemesi halinde, mirası reddetmeyen varis/varisler tarafından kayıt ve tescilden önce taşıta ait ÖTV’nin beyan edilip ödenmesi zorunludur.

2) İstisnadan Yararlanılarak İlk Alımı Yapılan Taşıtların Hurdaya Çıkarılması Halinde İstisna Uygulaması

İstisna kapsamında alınan taşıtların, malul ve engelliler tarafından ilk iktisabından sonra beş yıl geçmeden deprem, heyelan, sel, yangın veya kaza sonucu kullanılamaz hâle gelmesi nedeniyle hurdaya çıkarılması halinde, taşıtları hurdaya çıkaran malul ve engelliler tarafından, beş yıllık sürenin geçip geçmediğine bakılmaksızın, yeni bir taşıtın ilk alımı ÖTV’den istisna edilmiştir.

Bu şekilde istisnadan yararlanmak isteyen malul ve engellinin, istisnadan yararlanarak ilk alımını yaptığı taşıtın deprem, heyelan, sel, yangın veya kaza sonucu kullanılamaz hale geldiğini tevsik eden ekspertiz raporu ile “hurdaya çıkarılmıştır” damgası vurularak kayıt konulan tescil belgesinin aslı veya noter onaylı örneğinin ibrazı zorunludur.

3) Türkiye’de İkamet Eden ve İkamet Tezkeresine Sahip Yabancı Ülke Vatandaşları ile Yurt Dışında İkamet Eden Türk Uyruklu Mavi Kart Sahiplerinin Durumu

İstisnadan, Türkiye’de ikamet eden ve ikamet tezkeresine sahip yabancı ülke vatandaşları ile yurt dışında ikamet eden Türk uyruklu mavi kart sahipleri de yararlanabilir.

 

Ancak, bunların da aranan şartları haiz olmaları ve belgeleri ibraz etmeleri zorunludur.

Yurt dışından alınan ehliyet ve/veya rapora dayanılarak istisnadan yararlanılamaz.

4) Sorumluluk

Malul ve engelli tarafından geçerli raporun ibraz edilmediğinin tespiti ve ibraz edilmeyen en son tarihli raporun da ilgili istisna uygulamasında aranılan mahiyette olmaması durumunda, ziyaa uğratılan vergi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi ile birlikte malul ve engelliden aranmaktadır.

İstisna kapsamında ilk iktisabı yapılan taşıtın, zorunlu sebepler dışında, engelli tarafından bizzat kullanılmadığının veya engellinin taşıtı bizzat kullanamayacak durumda olması halinde taşıtın bariz bir şekilde engellinin istifadesine sunulmadığının ve taşıtın ilk iktisabında yaptırılan hareket ettirici aksamın, sonradan söküldüğünün tespit edilmesi hallerinde, istisna şartlarının ihlal edildiği kabul edilir ve ilk iktisapta ödenmeyen ÖTV, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi ile birlikte malul ve engelliden aranır.

5) İlk İktisabı İstisna Olan Taşıtların Veraset Yoluyla İntikali

İlk iktisabında istisna uygulanan kayıt ve tescile tabi taşıtların, veraset yoluyla intikallerinde ÖTV aranmaz. Dolayısıyla, taşıtın veraset yoluyla intikaline bağlı olarak müştereken bütün mirasçılar adına kayıt ve tescil edilmesi halinde, bu intikal işlemi nedeniyle ÖTV uygulanmaz.

Ancak, muristen mirasçılara sadece bir taşıtın intikal etmiş olması, başka bir mal ve/veya hakkın intikal etmemiş olması halinde, taşıtın miras hisselerinin tek bir mirasçıya devredilmesi, devralan mirasçı açısından (kendi miras hissesine karşılık gelen kısmı hariç olmak üzere) “veraset yoluyla intikal” olarak değerlendirilmez. Bu şekilde bir ivaz karşılığında veya ivazsız (bağış, hibe, hediye vb.) olarak gerçekleşen devir işleminde ÖTV, adına kayıt ve tescil yapılan/yapılanlardan aranır.

 

Muristen mirasçılara intikal etmiş olan terekede söz konusu taşıtın yanı sıra başkaca mal ve/veya hakkın da bulunması halinde ise diğer mirasçıların, lehine taşıt üzerindeki mülkiyet hakkından ivazsız olarak feragatini gösteren noter onaylı belgenin ibrazı şartıyla istisnadan yararlanılmış olan taşıtın lehine feragat edilen mirasçıya intikali, “veraset yoluyla intikal” olarak değerlendirilir. Ancak bunun için, terekede yer alan diğer mal ve/veya hakların toplam değerinin taşıtın değerine eşit veya taşıtın değerinden yüksek olması gerekmektedir. Aksi takdirde taşıtın devredildiği varis, kendi hissesi dışındaki hisselere isabet eden ÖTV’yi ödemek durumundadır.

ÖTV’den müstesna olarak ilk iktisabı yapılan taşıt dışında herhangi bir mal ve/veya hakkın “birden fazla mal ve hak” kapsamında değerlendirilebilmesi için söz konusu mal ve/veya hakkın Veraset ve İntikal Vergisi Beyannamesine dahil edilmiş olması ve gerektiğinde ölüm tarihi itibariyle mevcut olduğunun ispatlanması gerekmektedir.

 

  1. İstisna Kapsamında Alınan Taşıtın Satışı veya Devri Halinde Vergilendirme

Malul ve engelliler tarafından ÖTV’den müstesna olarak satın alınan taşıtların, istisnadan yararlananların alım tarihinden itibaren beş yıl geçmeden istisnadan yararlanamayan kişi veya kurumlara satışı veya devrinde ÖTV aranır.

Ayrıca, istisna kapsamında alınan taşıtların, veraset yoluyla ÖTV uygulanmaksızın varise/varislere intikal etmesi ve murisin istisnadan yararlandığı tarihten itibaren beş yıllık süre geçmeden varis/varisler tarafından istisnadan yararlanamayanlara satışı veya devrinde de ÖTV aranır.

Malul ve engelliler tarafından ÖTV’den istisna olarak ilk iktisabı yapılan taşıtın, istisnadan yararlanabilecek durumdaki bir malul ve engelliye satış veya devrinde ÖTV aranmaz. Ancak, bu durumda da alıcı engelliye ilişkin aranan belgelerin ilgili vergi dairesine ibrazı zorunludur.

Satış veya devir nedeniyle ÖTV’nin arandığı durumlarda, taşıtın istisnadan yararlanılan ilk iktisabındaki matrah ve istisnadan yararlanamayan üçüncü şahıslar adına kayıt ve tescil ettirildiği tarihteki oran üzerinden alıcı tarafından ÖTV beyan edilir ve ödenir. Dolayısıyla, bu uygulama kapsamında vergileme, alıcının beyanname vermesi suretiyle yapılır.

 

Malul ve engelliler tarafından ÖTV’den müstesna olarak satın alınan taşıtların, ilk iktisap tarihinden itibaren beş yıl geçtikten sonra satışı veya devrinde ise ÖTV aranmaz.

Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun “İstisnalar” başlıklı 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde, engellilik dereceleri %90 ve daha fazla olan malul ve engellilerin adlarına kayıtlı taşıtlar ile diğer malul ve engellilerin, bu durumlarına uygun hale getirilmiş özel tertibatlı taşıtların motorlu taşıtlar vergisinden istisna olduğu belirtilmiştir.

 

  1. Engellilik Dereceleri %90 ve Daha Fazla Olan Malul ve Engellilere Ait Taşıtlarda İstisna Uygulaması

Engellilik dereceleri %90 ve daha fazla olan malul ve engellilerin bu durumlarını tam teşekküllü devlet hastanesinden alınmış olan sağlık kurulu raporu ile ilgili vergi dairelerine belgelendirmeleri halinde, söz konusu malul ve engellilerin kendi adlarına kayıt ve tescil edilmiş olan taşıtları, motorlu taşıtlar vergisine tabi tutulmayacaktır. Bu istisnadan yararlanmak için, söz konusu malul ve engellilere ait taşıtın özel tertibatlı veya özel tertibatlı hale getirilmiş olması şartı aranmayacaktır.

 

  1. Diğer Malul ve Engellilere Ait Taşıtlarda İstisna Uygulaması

Engellilik dereceleri %90’dan az olan malul ve engellilerin bu durumlarını; tam teşekküllü devlet hastanesinden alınan sağlık kurulu raporu ile belgelendirmeleri ve kendi adlarına kayıt ve tescilli olan taşıtların engellilik haline uygun özel tertibatlı veya özel tertibatlı hale getirilmiş taşıtlar istisna hükmünden yararlanabileceklerdir.

  1. Özel Tüketim Vergisi İstisnasından Faydalanan Mükellefler İçin İstisna Uygulaması

Malul ve engelli olmaları nedeniyle taşıtları ilk iktisabı esnasında özel tüketim vergisinden istisna olanların, motorlu taşıtlar vergisi istisnasından faydalanmak için “Malul ve Engelliler Adına Kayıt ve Tescilli Taşıtlarda

Motorlu Taşıtlar Vergisi İstisnası Bildirim Formu” (Ek:6) ile motorlu taşıtlar vergisi mükellefiyet kaydı olan vergi dairesine yapacakları müracaatta sağlık kurulu raporu, araçlar için teknik belge ve proje raporunu ibraz etmeleri gerekmemektedir. Bu şekilde müracaat eden mükelleflerin, söz konusu formda taşıtının özel tüketim vergisinden istisna olduğunu belirtmeleri gerekmektedir.

  1. Özel Tüketim Vergisi İstisnasından Faydalanmayan Mükellefler İçin İstisna Uygulaması

Özel tüketim vergisi istisnasından faydalanmayan ancak; motorlu taşıtlar vergisi istisnasından yararlanacak olan malul ve engelliler tarafından; “Malul ve Engelliler Adına Kayıt ve Tescilli Taşıtlarda Motorlu Taşıtlar Vergisi İstisnası Bildirim Formu” düzenlenerek sağlık kurulu raporu, motorlu araç tescil belgesi, araçlar için teknik belge ve proje raporu asıllarının veya fotokopilerinin ilgili vergi dairesine verilmesi gerekmektedir. İstisnadan yararlanabilmek için ibrazı zorunlu olan belgelerin fotokopilerinin getirilmesi hâlinde, asıllara uygunluğu kontrol edilerek işlem tesis edilecektir.

  1. Motorlu Taşıtlar Vergisi İstisnasından Faydalanmak İçin Süreli Sağlık Kurulu Raporu İbraz Edenler

Bu kişiler istisnadan raporun geçerlilik süresi içerisinde faydalanırlar. Söz konusu istisna uygulamasının devam edebilmesi için, malul ve engellilerin süre bitiminden önce yeni tarihli sağlık kurulu raporunu ilgili vergi dairesine ibraz etmeleri gerekmektedir.

  1. Malul ve Engelliler İstisnası İle İlgili Bildirim

İstisnadan yararlanacak olan malul ve engelliler tarafından; “Malul ve Engelliler Adına Kayıt ve Tescilli Taşıtlarda Motorlu Taşıtlar Vergisi İstisnası Bildirim Formu” (Ek:6) istisnadan yararlanmak için gerekli olan diğer belgeler ile birlikte ilgili vergi dairesine verilecektir.

 

  1. Otomatik Vitesli Taşıtlarda İstisna Uygulaması

Anılan Kanun hükümleri ve Tebliğdeki açıklamalar uyarınca, engellilik derecesi %90 ve daha fazla olan malul ve engellilerin, adlarına kayıt ve tescil ettirecekleri taşıtlarda özel tertibat yapılmasına gerek bulunmamaktadır. Ancak, engellilik derecesi %90’dan az olan malul ve engelliler adına kayıt ve tescil edilecek taşıtların, bizzat malul ve engelli kişinin engelliliğine uygun özel tertibatlı hale getirilmesi gerekmektedir.

 

Engellilik derecesi %90’dan az olan malul ve engellilerin adlarına kayıt ve tescilli taşıtlarda engelliliklerine uygun bir tertibat bulunmaması halinde bu taşıtlar için motorlu taşıtlar vergisi istisnası uygulanmamaktadır. Buna göre, otomatik vitesli taşıtlar, sağ ayağında veya sağ bacağında engelliliği bulunanların engellilik hallerine uygun özel tertibatlı olması halinde motorlu taşıtlar vergisinden istisna olacaktır.

 

Ancak, anılan Kanun hükmünün malul ve engellilerin engelliliklerine göre ayrım yapılmasını öngören bir amaç gütmesi söz konusu olmayacağından; sağlık raporunda sadece sol alt ekstremitede (ayak veya bacakta) engelliliği olduğu belirtilen malul ve engellilerin otomatik vitesli taşıtlarının başkaca özel tertibat yapılmasına gerek olmaksızın, malul ve engelli adına kayıt ve tescil edildiği tarihten itibaren motorlu taşıtlar vergisinden istisna olması gerekmektedir.

Katma Değer Vergisi Kanununda, gerek engel durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranı (engellilik derecesi) %90 ve daha fazla olan malul ve engellilerin kendi adlarına kayıt ve tescil edilmiş olan taşıtlar için gerekse engel durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranı (engellilik derecesi) %90’dan az olan malul ve engellilerin adlarına kayıt ve tescilli olan ve engellilik haline uygun özel tertibatlı taşıt veya özel tertibatlı hale getirilmiş taşıtlar için, istisnai bir düzenleme bulunmamaktadır.

Ancak engellilerin eğitimleri, meslekleri, günlük yaşamları için özel olarak üretilmiş her türlü araç-gereç ve özel bilgisayar programları, Katma Değer Vergisinden istisna edilmiştir.

 

Buna göre; münhasıran engellilerin eğitimleri, meslekleri, günlük yaşamlarında kullanmaları için özel olarak üretilmiş her türlü araç-gereç (örneğin, görme engellilerin kullandıkları baston, yazı makinesi, kabartma klavye, sesli kitap; ortopedik engellilerin kullandıkları ortez-protez gibi cihazlar) ile özel bilgisayar programları istisna kapsamında kabul edilecektir. Bu kapsamdaki eşyanın ithali de KDV’den istisnadır.

Malul ve engellilere vergi açısından sağlanan imkânlardan biri de emlak vergisinde uygulanmaya başlanan indirimli bina vergisi oranı (sıfır) uygulamasıdır. Emlak Vergisi Kanununun değiştirilen 8 inci maddesine göre; Türkiye sınırları içinde brüt 200 m2’yi geçmeyen tek meskene veya tek meskende hisseye sahip olan (intifa hakkına sahip olunması hali dahil) engelliler, indirimli bina vergisi oranı (sıfır) uygulamasından yararlanarak emlak vergisi ödemeyeceklerdir.

  1. Engelliler Bu Fırsattan Nasıl Yararlanacaklardır?

Engelli kimlik kartı sahibi mükellefler, engelli kimlik kartlarını belediyede ilgili görevliye ibraz etmek ve 57 Sıra No.lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliği ekinde yer alan “Tek Meskeni Olan (İntifa Hakkına Sahip Olanlar Dahil) Engellilere Ait İndirimli Bina Vergisi Formu” na (Ek:5) engelli kimlik kartı fotokopisini eklemek suretiyle indirimli bina vergisi oranı (sıfır) uygulamasından yararlandırılacaklardır. Bu durumdaki mükelleflerden ayrıca tam teşekküllü devlet hastanesinden alınmış sağlık kurulu raporu istenilmeyecektir.

Engelli kimlik kartı sahibi olmayan mükellefler ise sağlık kurulu raporunun aslını veya onaylı örneğini belediye görevlisine ibraz etmek ve 57 Sıra No.lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliği ekindeki “Tek Meskeni Olan (İntifa Hakkına Sahip Olanlar Dahil) Engellilere Ait İndirimli Bina Vergisi Formu” nun ekine raporun fotokopisini eklemek suretiyle indirimli bina vergisi oranı (sıfır) uygulamasından yararlanabileceklerdir.

İndirimli bina vergisi oranı (sıfır) uygulamasından yararlananların ilk başvurudan sonra engelli kimlik kartı veya süreklilik arz eden engeller için sağlık kurulu raporu fotokopisini her yıl yeniden vermeleri gerekmeyip, şartların taşınması halinde indirimli bina vergisi oranının uygulanmasına devam edilecektir.

  1. Meskeninde Bizzat Oturmayan Engelli, İndirimli Bina Vergisi Oranı (Sıfır) Uygulamasından Yararlanabilir mi?

İndirimli bina vergisi oranı (sıfır) uygulanmasından yararlanabilmek için meskende bizzat oturma şartı aranmamaktadır. Bu nedenle, sahip olduğu tek meskeni kiraya verip başka yerde ikamet eden engelliler de diğer şartları taşımaları kaydıyla indirimli bina vergisi oranı (sıfır) uygulamasından yararlanarak emlak vergisi ödemeyecektir.

  1. Tek Meskene Hisseli Olarak Sahip Olan Engelli İçin İndirimli Bina Vergisi Oranı (Sıfır) Uygulaması

200 m2’yi geçmeyen tek meskene hisse ile sahip olunması halinde indirimli vergi oranı, meskenin vergi değerinin hisseye isabet eden kısmına uygulanacaktır.

  1. Herhangi Bir Geliri Bulunan Engelli, İndirimli Bina Vergisi Oranı (Sıfır) Uygulamasından Yararlanabilir mi?

Engellilerin indirimli bina vergisi oranı (sıfır) uygulamasından yararlanabilmesi için herhangi bir gelirinin bulunmaması şartı aranmamaktadır.

  1. Engellinin İndirimli Bina Vergisi Oranı (Sıfır) Uygulamasından Yararlanabilmesi İçin Engel Durumunun Belli Bir Oranın Üzerinde Olması Gerekli mi?

İndirimli bina vergisi oranı (sıfır) uygulamasından yararlanmak isteyen engelliler için engel durumunun belli bir oranın üzerinde olması şartı aranmamaktadır.

  1. Birden Fazla Meskene Sahip Olan Engelliler İçin İndirimli Bina Vergisi Oranı (Sıfır) Uygulaması
  • Birden fazla meskeni olanlar,
  • Birden fazla meskende hisseye sahip olanlar,
  • 200 m2’yi geçen tek konuta sahip olanlar,

indirimli bina vergisi oranı (sıfır) uygulamasından yararlanamayacaklardır.

 

Ayrıca belirli zamanlarda dinlenme amacıyla kullanılan meskenler için de söz konusu indirimli vergi oranının uygulanması mümkün değildir.

İndirimli vergi oranından yararlanan mükelleflerin, bu orandan yararlanma ile ilgili şartlardan herhangi birini kaybetmeleri halinde, bu durumu mükellefiyetlerinin bulunduğu belediyeye bildirmeleri gerekmektedir.

 

Gerçek dışı taahhütte bulunmak suretiyle indirimli bina vergisi oranından yararlanan engelliler ile durumlarında meydana gelen değişikliği bildirmeyen engellilerden alınması gereken emlak vergisi, cezalı olarak gecikme faizi ile birlikte alınacaktır.