YENİ İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KANUNU NE GETİRİYOR?

Print Friendly, PDF & Email

Lütfi İNCİROĞLU

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı

Çalışma Genel Müdür Yardımcısı

 

YENİ İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KANUNU NE GETİRİYOR?

I-GİRİŞ

İşyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması ve mevcut sağlık ve güvenlik şartlarının iyileştirilmesi için işveren ve çalışanların görev, yetki, sorumluluk, hak ve yükümlülüklerini düzenlemeyi amaçlayan yeni 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu 30 Haziran 2012 tarihli ve 28339 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

İş sağlığı ve güvenliği ile ilgili hükümler 2003 yılı Haziran ayında yürürlüğe giren 4857 sayılı İş Kanununun toplam 13 maddesinde düzenlenmiş idi. 10 yılı aşkın bir süredir Bakanlığımızın gündeminde bulunan ve zaman içerisinde iş sağlığı ve güvenliği mevzuatının İş Kanunundan bağımsız bir Kanun olarak düzenlenmesi eğilimi nihayetinde Kanunun bir bütün olarak ele alınarak ayrı bir düzenleme yapılmasıyla son bulmuştur.

Burada önemli olan mevzuatın farklı isimler altında bağımsız olarak düzenlenmesinden ziyade Türk Endüstri İlişkileri Sistemine ne getireceği ve çalışma hayatına nasıl yansıyacağıdır.

Çalışanların sağlık ve güvenliklerini korumak temel anayasal bir haktır. İş hukukunun temel ilkesi olan işçiyi koruma ilkesinin hayata geçirilmesinin en önemli aracı da şüphesiz ki iş sağlığı ve güvenliği mevzuatıdır. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun yürürlüğe girmesi ile mevzuattaki dağınıklığın giderilmesi, kapsamının genişletilmesi ve konulara bütüncül yaklaşım sergileyen bir yapıya kavuşturulması amaçlanmıştır.

 

 

II-KANUNLA GETİRİLEN YENİLİKLER

I-Kanunun amacı, kapsamı ve hukuki niteliği

İş sağlığı ve güvenliği mevzuatının uygulanması ile hedeflenen, çalışanların çalışma ortamında karşılaştıkları olumsuzluklara karşı sağlıklarının korunması ve mesleki risklerin en aza indirilmesidir. Bu kapsamda 1989 tarih ve 89/391 sayılı AB Yönergesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve kısa sürede yürürlüğe girmesi planlanan 25 civarında yönetmelik çalışanların ruh ve beden sağlığının korunması için alınması gereken önlemleri ortaya koyan temel hukuki metinlerdir.

Kanun; kamu ve özel sektöre ait bütün işlere ve işyerlerine, bu işyerlerinin işverenleri ile işveren vekillerine, çırak ve stajyerler de dâhil olmak üzere tüm çalışanlarına faaliyet konularına bakılmaksızın uygulanacaktır. Kanaatimce, Kanunla getirilen en büyük yenilik daha önce sadece işçilerin sağlık ve güvenliğinin korunmasına yönelik düzenlemelerin, artık kendi özel kanunlarındaki statülerine bakılmaksızın kamu veya özel sektör işyerlerinde istihdam edilen tüm çalışanları kapsar hale getirilmesidir.

Kanun kapsamı dışında bırakılmalarından dolayı bazı kesimlerce eleştiri konusu yapılan ev hizmetlerinde çalışanlar ile çalışan istihdam etmeksizin kendi nam ve hesabına mal ve hizmet üretimi yapanlar ileriki bir zamanda kapsama alınabilir düşüncesindeyim. Bu durum biraz da ülkemizdeki ekonomik ve sosyal gelişmişliğe, iş sağlığı ve güvenliği kültürünün oluşmasına bağlıdır.

II- İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun Getirdikleri

1- Tüm çalışanlar İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamına alındı.

Kamu veya özel sektör ayrımı yapılmaksızın çırak ve stajyerler dahil olmak üzere tüm istihdam edilenler Kanun kapsamına alınmıştır. Böylece statülerine bakılmaksızın tüm istihdam edilenler iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili uygulamalardan faydalanacak ve bütün işyerlerinde sağlıklı ve güvenli çalışma ortamı oluşturulacaktır. Kanunun istisnaları arasında sayılan bazı çalışanlar (ev hizmetleri ve bağımsız çalışanlar gibi) uygulama gerekleri ölçüsünde sınırlı tutulmuştur.

2-Tüm işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği profesyonellerinin görevlendirilmesi sağlandı.

Bütün çalışanlar, sayı sınırlaması ve işyeri türüne bakılmaksızın iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinden yararlanacaktır. Bir çalışan istihdam edilen işyerleri ile büyük ölçekli işletmeler arasında iş sağlığı ve güvenliği yaklaşımı açısından bir fark kalmamıştır. Kamu kurum ve kuruluşlarında da iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve diğer sağlık personeli görevlendirme zorunluluğu getirilmiştir.

3-Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı mikro işletmelere iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri konusunda destek sağlayacak.

Kamu kurumları hariç ondan az çalışanı bulunan tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta bulunan işyerlerinin, ekonomik sürdürülebilirliklerinin sağlanması amacıyla, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin yerine getirilmesinde Bakanlıkça maddi destek sağlanacaktır.

4-Önleyici bir yaklaşım benimsenerek risk değerlendirmesinin yapılması zorunlu hale getirilmektedir.

Çok tehlikeli sınıfta yer alan maden, metal ve yapı işleri ile tehlikeli kimyasallarla çalışılan sektörler veya büyük endüstriyel kazaların olabileceği işyerlerinde risk değerlendirmesi yapılmaması işi durdurma sebebi sayılacaktır.

5- Çalışanların tamamı sağlık gözetimine tabi tutulacaktır.

Çalışanların tamamının sağlık gözetimine tabi tutulmaları sağlanmış ve bu yükümlülüğün maliyetinin işverence karşılanması öngörülmüştür. Ayrıca, tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde çalışacaklar, yapacakları işe uygun olduklarını belirten sağlık raporu olmadan işe başlatılamayacaklardır.

6- İş kazası ve meslek hastalıkları bildirimleri sadece Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılacak.

Daha önce Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüklerine de (Bölge Müdürlüklerine) yapılan iş kazası ve meslek hastalıkları bildirimleri, artık sadece SGK`ya yapılacaktır. İşverenler, iş kazalarını kazadan sonraki üç iş günü içinde, sağlık hizmeti sunucuları veya işyeri hekimi tarafından bildirilen meslek hastalıklarını ise öğrendiği tarihten itibaren üç iş günü içinde SGK`ya bildirilecektir.

Öte yandan işyeri hekimi ve sağlık hizmeti sunucuları meslek hastalığı ön tanısı koydukları vakaları yetkili sağlık hizmeti sunucularına sevk edeceklerdir. Yetkili sağlık hizmeti sunucuları ise kendilerine gelen iş kazası ve teşhis koydukları meslek hastalıklarını 10 gün içinde SGK`ya bildireceklerdir.

7- İş sağlığı ve güvenliği çalışan temsilcisi kavramı getirilmiştir.

Kademeli olarak iki ile elli arasında çalışanı bulunan işyerlerinden başlamak üzere, iş sağlığı ve güvenliği konularında işverene önerilerde bulunma, gerekli tedbirlerin alınmasını isteme gibi konularda işyerindeki tüm çalışanlarla işveren arasındaki iletişimi sağlamak üzere, çalışanlar arasında yapılacak seçimle veya seçimle belirlenemediği durumda atama yoluyla iş sağlığı ve güvenliği çalışan temsilcisi görevlendirilmesi hükmü getirilmiştir.

8-    Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunduğu işyerlerinde oluşturulacak İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulu ile ilgili düzenleme yapılmıştır.

Aynı çalışma alanında birden fazla işverenin bulunması durumları özel olarak düzenlenmiştir. Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunduğu işyerlerinde asıl işverenin elliden fazla çalışanı olması nedeniyle İSİG Kurulu oluşturmuş ise, kurul oluşturması gerekmeyen alt işveren, koordinasyonu sağlamak üzere vekâleten yetkili bir temsilci atayacaktır.

İşyerinde kurul oluşturması gerekmeyen asıl işveren ise, elliden fazla çalışanı bulunan alt işverenin oluşturduğu İSİG Kurulu’na iş birliği ve koordinasyonu sağlamak üzere vekâleten yetkili bir temsilci atayacaktır. Her iki işverenin de ayrı ayrı elliden fazla çalışanı bulunması halinde işverenler, birbirlerinin çalışmalarını etkileyebilecek kurul kararları hakkında diğer işverenleri bilgilendireceklerdir. Her iki işverenin toplam çalışan sayısı elliden fazla ise, koordinasyonu asıl işverence yapılmak kaydıyla, asıl işveren ve alt işveren tarafından birlikte bir kurul oluşturacaklardır. Ayrıca bu düzenleme ile işverene, Kurul tarafından alınan iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına uygun kararları uygulama yükümlülüğü getirilmiştir.

9- İşyerlerinin toplu halde bulunduğu yerlerde iş sağlığı ve güvenliği koordinasyonunun sağlanması temin edilmiştir.

Aynı işyerini birden fazla işverenin paylaşması durumunda veya birden fazla işyerinin bulunduğu yerlerde her bir işyerinin kendi sağlık ve güvenliğini sağlamasının yanında bu işyerlerinin birbirlerini etkilemesi muhtemel unsurlara sahip olmaları ve bu konularda ortaklaşa hareket etmelerine olanak tanımak üzere iş sağlığı ve güvenliği yönünden koordinasyon sağlamaları zorunlu hale getirilmiştir. Birden fazla işyerinin bulunduğu iş merkezleri, iş hanları, sanayi bölgeleri veya siteleri gibi yerlerde koordinasyon görevinin yönetim tarafından yerine getirilmesi sağlanarak uygulamaya netlik kazandırılmıştır.

10- İşyerlerinde hayati tehlike tespitinde işyerini kapatma yerine işin durdurulması hükmü getirilmiştir.

Hayati tehlike tespitinde işyerlerinin bu tehlike giderilinceye kadar, hayati tehlikenin niteliği ve bu tehlikeden doğabilecek riskin etkileyebileceği alan ile çalışanlar dikkate alınarak, işyerinin bir bölümünde veya tamamında işin durdurulması hükmü getirilmiş ve böylece işyerinin tamamen kapatılmasıyla yaşanabilecek mağduriyetler giderilmiştir.

11- Büyük endüstriyel kaza oluşabilecek işyerleri için düzenleme yapılmıştır.

İşyerleri için alınması zorunlu olan işletme belgesi kaldırılmıştır. Bunun yerine büyük endüstriyel kaza oluşabilecek işyerleri için, işyerlerinin büyüklüğüne göre büyük kaza önleme politika belgesi veya güvenlik raporunun işletmeye başlanmadan önce hazırlanması yükümlülüğü getirilmiştir. Böylece muhtemel endüstriyel kazaların engellenmesine yönelik önleyici çalışmaların yapılması ve kaza gerçekleştiğinde meydana gelebilecek büyük ölçekli kayıplardan korunulması sağlanmıştır.

III-YÜRÜRLÜK

 

Kanunun en önemli uygulama alanları olan ve taraflara yükümlülükler getiren İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri, İş Sağlığı ve Güvenliği Profesyonelleri ve İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetlerinin Desteklenmesi ile ilgili hükümler kamu kurumları ve 50`den az çalışanı bulunan az tehlikeli işyerleri için Kanunun yayımı tarihinden iki yıl sonra, 50’den az çalışanı bulunan tehlikeli ve çok tehlikeli işyerleri için yayımı tarihinden bir yıl sonra, diğer işyerleri için yayımı tarihinden altı ay sonra yürürlüğe girecektir.

III-SONUÇ

Türk İş Hukuku iş sağlığı ve güvenliği konusunda biraz dağınık da olsa oldukça geniş bir mevzuata sahip idi. Örneğin 4857 sayılı İş Kanunu, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, Borçlar Kanunu, Hıfzıssıhha Kanunu ve Belediyeler Kanunu’nda konuyla ilgili düzenlemeler mevcut idi. Ancak 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun yürürlüğe girmesi, norm ve standart birliğinin sağlanması, konulara bütüncül yaklaşılması ve mevzuattaki dağınıklığın giderilmesi ve en önemlisi de kapsamının genişliği ile uygulamada özellikle çalışanlara sağlık ve güvenlik açısından önemli yararlar sağlayacaktır.

 

Yazar | 2017-10-11T14:16:46+00:00 11 Ekim 2017|Kategoriler: Makaleler|0 Yorum

Bir Cevap Yazın