SON YASAL DEĞİŞİKLİKLER IŞIĞINDA İŞ SÜRELERİ VE DENKLEŞTİRME UYGULAMASI

Print Friendly, PDF & Email

Lütfi İNCİROĞLU

(E. ÇSGB Çalışma Genel Müdür Yardımcısı)

1.GİRİŞ

Zaman kavramı toplumsal hayatın tüm birimlerinde olduğu gibi çalışma hayatı açısından da son derece önemlidir. Bu bakımdan çalışma süreleri, diğer pek çok konu gibi ekonomik ve sosyal hayatın değişimi, dönüşümü ve gelişimine paralel olarak, çalışma yaşamında, işçi ile işveren arasındaki çalışma ilişkilerinde hemen her dönem temel tartışma alanlarından birisini oluşturmuş ve işçileri koruyucu hükümler taşıyan ilk iş yasaları bu gerekçelerle yürürlüğe konulmuştur [2]. Örneğin 1802 yılında İngiltere’de dokuma sanayiinde çalışan çocukların iş süreleri ve koşulları yönünden korunmasını öngören ve çocuk işçilerin günlük iş sürelerini 12 saat ile sınırlandıran kanun, iş hukuku alanında dünyada atılan ilk adım olmuştur[3].

Avrupa ülkelerindeki bu gelişmeler 1930’lı yıllarda Türkiye’de etkisinin göstermeye başlamış, ulusal sanayinin kuruluşu ve işçi sayısındaki artışlarla birlikte, 1936 tarihli ve 3008 sayılı ilk İş Kanunu yürürlüğe girmiştir. Fikir işçilerinin ve ondan daha az işçi çalıştıran işyerlerinin kapsam dışı bırakıldığı kanunda, çalışma sürelerine ilişkin ayrıntılı düzenlemeler yapılmış ve çalışma süreleri en fazla haftalık 48 saat olarak belirlenmiştir. Çalışma sürenin günlük 8 saati aşmayacak şekilde haftanın çalışılan günlerine eşit şekilde dağıtılacağı da düzenlenmiştir[4].

  1. ÇALIŞMA SÜRESİ KAVRAMI

İş Hukukunun en temel kavramlarından birisi olan çalışma süresi iş Kanunda tanımlanmış değildir. İş Kanununa İlişkin Çalışma Süreleri Yönetmeliğinde[5], ”işçinin çalıştığı işte geçirdiği süre olarak tanımlanmıştır. Doktrinde çalışma süresi kavramı ile ilgili benzer tanımların yapıldığı görülmektedir. Nitekim çalışma süresi; “önceki dönemlerin ritmi ve koşulları belirlenmemiş, sık sık değişen bireysel çalışma tarzı yerine kollektif, muayyen birimlere ayrılmış, yeknesak ve işyerinin fonksiyonel yapısının gerekli kıldığı bir düzen ve ritme göre çalışmayı ikame eden sanayileşmenin doğurduğu bir kavram” olarak tanımlandığı gibi[6], “işçinin işverenin emri altında bulunmak zorunda olduğu süre[7], “çalışan kişinin bağlı olduğu işverenin emrine girdiği andan çıkığı ana kadar iş görme borcunu yerine getirmek zorunda olduğu zaman dilimi”,[8] “işçinin yaşamından işverene ayırdığı zaman[9], “işçinin kendisini işverenin emrine amade tutmak zorunda olduğu süre” olarak da tanımlanmıştır[10].

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun bir kararında ise, “ işçinin iş akdi uyarınca mükellef bulunduğu işi ifa için işverenin emrine girdiği andan çıktığı ana kadar devam eden süre ” olarak tanımlanmıştır[11].

  1. ÇALIŞMA SÜRESİNİN ESNEKLEŞTİRİLMESİ

Günümüzde işverenler çalışma hayatındaki gelişmeler ve teknoloji alanındaki yeniliklerin bir sonucu olarak çalışma süresinin düzenlenmesinde taraflara mümkün olduğu kadar geniş bir hareket alanı sağlayan bir yaklaşım içerisindedirler[12] .

Dünyada olduğu gibi ülkemizde de zaman içinde yaşanan ekonomik krizler, ortaya çıkan işsizlik gibi sosyal yapıda meydana gelen değişim, işçinin korunması yanında, iş piyasasının ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik düzenlemeleri ve iş mevzuatındaki katı uygulamaların esnekleştirilmesini zorunlu hale getirmiştir[13].

Bu kapsamda, eski 1475 sayılı İş Kanununun bu değişimleri karşılayamayan, taraf iradelerine yer vermeyen katı hükümlerinin esnekleştirilmesi amacıyla 4857 sayılı Kanunda yeni istihdam türleri ile çalışma sürelerinde esnekliği sağlayan düzenlemelere yer verilmiştir. Nitekim 4857 sayılı İş Kanununda; Belirli Süreli Çalışma, Kısmi Süreli Çalışma, Çağrı Üzerine Çalışma, Uzaktan Çalışma, Mesleki Anlamda Geçici İş İlişkisi, Deneme Süreli İş Sözleşmesi, Fazla Sürelerle Çalışma, Denkleştirme, Telafi Çalışması, Kısa Çalışma gibi esnek çalışma tür ve biçimleri düzenlenmiştir.

4857 sayılı Kanunun 63 üncü maddesinde düzenlenen denkleştirme (sıkıştırılmış iş haftaları) Avrupa Birliğinin 93/104 sayılı Yönergesine uygun olarak düzenlenmiştir.

4857 sayılı Kanuna göre, genel ilke çalışma süresinin, işyerinde haftanın çalışılan günlerine eşit ölçüde bölünerek uygulanmasıdır. Ancak aksi kararlaştırılmışsa, taraflar, haftalık çalışma süresini, haftanın günlerine istedikleri gibi paylaştırabilir, haftanın bazı günlerinde diğer günlerden daha uzun çalışılmasını kararlaştırabilirler. Hatta 11 saati aşmamak koşuluyla, haftalık 45 saatten az çalışılan işyerlerinde, haftada iki gün yerine üç gün tatil yapılması da mümkündür. Örneğin haftada 40 saat çalışılan bir işyerinde, günlük 10 saatlik bir çalışma düzeniyle, Cuma gününün de tatil olarak belirlenmesi söz konusu olabilecek, işçiler kendilerine daha fazla zaman ayırabilecekleri gibi işverenler de bazı işyeri giderlerinden tasarruf sağlayabileceklerdir[14].

Denkleştirme dönemi, işyerinin tümünde ya da bir bölümünde uygulanabileceği gibi, sadece tek bir işçi için de uygulanabilir. Zira denkleştirme süresinden güdülen amaç, işverenin ihtiyaç duyduğu işgücünün Kanunun çizdiği sınırlar çerçevesinde daha esnek bir şekilde kullanılabilmesidir. Bu ihtiyacın, aynı anda tüm işçiler için ortaya çıkması ise her zaman gerekli değildir[15].

Tarafların karşılıklı “yazılı anlaşması” ile kararlaştırılan yoğunlaştırılmış ve denkleştirilmiş iş haftaları mutlaka “iki (veya 4) aylık” süre içinde tamamlanmak zorundadır. İşçi sağlığı ve iş güvenliği endişesi ile “emredici” olarak sınırlandırılan bu sürenin “taraf iradeleri” ile bile uzatılması “geçersiz” sayılır[16].

Öte yandan, Kanun denkleştirme döneminin azami sınırını belirlemiş olup, alt sınır bakımından bir süre getirmemiştir. Bunun sonucu olarak, taraflar iki aylık sürenin altında bir denkleştirme dönemi öngörebilirler. Örneğin, işveren bir hafta içinde yetiştirmesi gereken bir siparişi tamamlayabilmek için işçileri birinci haftada 66 saat, ikinci haftada 24 saat yani, 7,5 saat çalışma düzeninde üç günden biraz fazla çalıştırıp, kalan süreyi de boş zaman vererek iki haftalık bir denkleştirme dönemi öngörebilir[17].

Başka bir anlatımla, işveren; 8 haftalık bir denkleştirme döneminde en fazla 360 saat çalışma yaptırabilir. Bunun üzerinde yapılan çalışmalar fazla çalışma sayılır ve ücreti % 50 zamlı ödenir. Haftalık çalışma süresinin haftanın çalışılan günlerine farklı şekilde dağıtılması durumunda, o işyerinde haftada 6 gün çalışılıyorsa bir işçi haftada en çok (11 x 6 =) 66 saat, 5 gün çalışıyorsa en çok ( 11 x 5 =) 55 saat çalıştırılabilecektir. Böylece, çeşitli nedenlerle iş yerlerinde “yoğunlaştırılmış iş haftası” uygulanabilecektir. Bu tür çalışmalarda işverene iki aylık denkleştirme süresi tanınmıştır. Bu şekilde, yoğunlaştırılmış iş haftasından sonraki haftalarda işveren işçiyi daha az sürelerle çalıştırması durumunda, ortalama haftalık çalışma süresi 45 saati aşmayacağından, işçiye fazla çalışma ücreti ödemek durumunda kalmayacaktır[18].

Denkleştirme döneminde ödenecek ücretler ve sigorta primleri çalışılan sürenin uzunluğuna ya da kısalığına göre değişmez. Bu nedenle, işveren fiilen çalışılan süreye göre hesaplanan ücreti değil, çalışılan sürenin ortalamasının işçinin normalde çalışması gereken süreye eşit olması halinde, normalde kararlaştırılan ücreti ödemelidir. Örneğin maktu ücret ödemesinde; haftalık çalışma süresinin üzerinde çalışılan dönemde olduğu gibi, haftalık çalışma süresinin altında olduğu dönemde de aynı şekilde ücret ve sigorta primi ödemeye devam edilecektir[19].

Son olarak, denkleştirme dönemi sona ermeden işçinin iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle (haklı-geçerli-istifa) son bulması halinde, işçinin yoğunlaştırılmış çalışma haftalarında yaptığı çalışmalarının ücretinin hangi esasa göre ödeneceği sorunu ortaya çıkacaktır. 4857 sayılı Kanunun uygulamaya girdiği 2003 yılından beri denkleştirmenin yasal alt yapısı olmasına rağmen uygulamada sık başvurulan bir yöntem olmadığı söylenebilir. Ayrıca üç vardiya uygulanan işyerlerinde denkleştirme uygulaması zaten yapılamamaktadır.

  1. ÇALIŞMA SÜRELERİ İLE DENKLEŞTİRME UYGULAMASINDA SON YASAL DEĞİŞİKLİKLER

4857 sayılı Kanunun 63 üncü maddesinde 4/42015 tarihli ve 6645 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle yer altı maden işlerinde çalışan işçilerin çalışma süresi; “günde en çok yedi buçuk”, “haftada en çok otuz yedi buçuk saat” ile sınırlandırılmıştır. Bu yasal değişikliğe son yıllarda maden ocaklarında meydana gelen iş kazalarının yol açtığını söylemek mümkündür.

Kanunun madde gerekçesinde düzenlemenin amacı şöyle ifade dilmektedir. “Çalışma süresinden sayılan haller dâhil, yer altında çalışan maden işçilerinin günlük çalışma süresi en çok yedi buçuk saat, haftalık çalışma süresi ise en çok otuzyedibuçuk saat olarak belirlenmiştir. Böylece, bu işçilere yedi günlük bir zaman dilimi içinde kesintisiz en az kırksekiz saat hafta tatili sağlanması amaçlanmıştır. Ayrıca, “yer altındaki çalışma süresi” ibaresi “çalışma süresi” olarak değiştirilerek, haftalık otuzyedibuçuk saati yer üstünde kırk beş saate tamamlatma imkânı ortadan kaldırılmıştır. Bu değişiklikle, yeraltı maden işçilerine haftada iki gün hafta tatili izni verilmesi zorunluluğu getirilmiştir. Görüldüğü üzere çalışma sürelerindeki sınırlama tamamen iş sağlığı ve güvenliğine yöneliktir”.

Çalışma süreleri ile ilgili diğer bir düzenleme gece çalışma süresine dairdir. İşçilerin gece çalışmaları yedi buçuk saati geçemez (İşK. m.69/3). Ancak, 4857 sayılı Kanunun 63 üncü maddesinin 3 üncü fıkrasına ilave edilen bir cümle ile turizm, özel güvenlik ve sağlık hizmeti yürütülen işlerde işçinin yazılı onayının alınması şartıyla yedi buçuk saatin üzerinde gece çalışması yaptırılabileceği hüküm altına alınmıştır (Ek cümle: 4.4.2015-6645/37 m).

Kanunun madde gerekçesinde, “gece çalışmalarının yedi buçuk saat ile sınırlandırılması özellikle sağlık ve güvenlik sektörü işyerlerinde, işçiler açısından çeşitli sorunlara neden olduğundan, Sanayiden sayılmayan işlerin yapıldığı işyerlerinin işçinin yazılı onayının alınması şartıyla bu sınırlamaya tabi olmaması amaçlanmıştır”.

Uygulamada özellikle sağlık ve güvenlik sektöründe gece vardiya değişiminde yaşanan güçlükler nedeniyle üçlü vardiya sisteminin uygulanamadığı, mevzuata uygun olmadığı halde genellikle iki vardiya sisteminin uygulandığı ve bu uygulamanın gece 7,5 saatten fazla çalışma yasağına aykırılıklar oluşturduğu bilinen bir gerçekti.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca yapılan işyeri denetimlerinde bu durumun tespiti halinde idari para cezalarına muhatap olan işverenler uygulamada fiili imkânsızlık olduğu gerekçesi ile bu durumun düzeltilmesi gerektiği hususunda uzun yıllar talepte bulundular. Nihayetinde üç sektörde (turizm, sağlık ve güvenlik) işçinin onay vermesi durumunda gece çalışmasının 7,5 saati aşabileceği hususunda yasal bir düzenleme yapıldı.

Çalışma süreleri ile ilgili son yasal değişiklik ise, 4857 sayılı Kanunun 63 üncü maddesinin ikinci fıkrasına bir cümle ilavesi ile gerçekleşti. 63 üncü maddede “iki ay” olarak öngörülen denkleştirme süresi (TİS ile 4 aya kadar uzatılabilir), 6.5.2016 ve 6715 sayılı Kanunda yapılan bir düzenleme ile sadece turizm sektörüne özgü artırıldı. Bu düzenleme ile “Turizm sektöründe dört aylık süre içinde işçinin haftalık ortalama çalışma süresi, normal haftalık çalışma süresini aşamaz; denkleştirme süresi toplu iş sözleşmeleri ile altı aya kadar artırılabilir”. Gerçi turizm işverenleri, sezon sonunda ve iş hacminin azaldığı işçilerin iş sözleşmelerinin askıya alındığı dönemde, ellerindeki nitelikli elemanları kaybetmemek için alternatif çözümler arayışı içinde idiler. Elbette ki ülkemiz ile Rusya arasında yakın geçmişte yaşanan krizin turizm sektörünü doğrudan etkilemesi bu düzenlemenin yapılmasında etkisi olduğunu söylemek mümkündür. Ancak işverenlerin yıllar itibariyle bu konuyla ilgili genel yakınması Kanundaki denkleştirme süresinin kısalığı idi. Burada yapılan düzenleme sadece bu sektöre özgü olarak artırılmıştır.

SONUÇ

Tüm ülkelerde olduğu gibi Türk endüstri ilişkilerinde de çalışma süreleri sosyal taraflar arasında en çok tartışılan konuların başında gelmektedir. Aşırı çalışma sürelerinin uygulandığı işyerlerinde işçilerde meydana gelen yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve iş stresi iş kazalarının ve meslek hastalıklarının artmasına neden olmakta hem işçiler hem de işverenler telafisi mümkün olmayan zararlarla karşılaşmaktadırlar.

Öte yandan uluslararası arenada sosyal politika uzmanları bir yandan dünyada kronikleşen işsizliğe çare ararken, diğer yandan da acımasız rekabet şartları ve yeni üretim teknikleri deneniyle alternatif çalışma modellerinin benimsenmesini bir çıkış noktası olarak görmektedirler. Zira esnek çalışma ile çalışma sürelerinde meydana gelen değişim sayesinde, üretim süreçleri kesintisiz devam edecek ve üretim maliyetleri düşürülerek işletmelerin ayakta kalması ve işçilerin işlerini korumaları sağlanmış olacaktır.

Nitekim 4857 sayılı Kanunda yapılan son yasal değişiklikte, gece çalışma döneminde; turizm, sağlık ve güvenlik sektöründe 7,5 saatten fazla çalışılmasına imkân verilirken (İşK. m.69/3) yer altı maden işyerlerinde çalışan işçilerin günlük ve haftalık çalışma sürelerini de sınırlandırmıştır (İşK. m.63/1). Bununla birlikte sadece turizm sektörüne özgü olarak denkleştirme sürelerini 2 aydan 4 aya (TİS ile 4 aydan-6 aya) çıkararak sektördeki istihdamın korunmasının yanı sıra turizm işletmelerinin ayakta kalmasını da sağlamayı amaçlanmıştır (İşK. m.63/2).

KAYNAKLAR

AKTAY, Nizamettin/ARICI, Kadir/KAPLAN, E.Tuncay, İş Hukuku, Ankara 2013.

AKYİĞİT, Ercan, İçtihatlı ve Uygulamalı İş Kanunu Şerhi, Seçkin, Ankara 2001.

ALTAN, Ömer, Zühtü, Sosyal Politika Dersleri, Anadolu Ünv. İİBF Yayın No: 185, Eskişehir, 2004.

ARICI, Kadir, Çalışma Sürelerinin Hukuki Gelişimi ve Yeterliliği Açısından 1475 Sayılı İş Kanunu’nda Çalışma Süreleri, Kamu – İş, Ankara, 1992.

CANİKLİOĞLU, Nurşen, 4857 sayılı İş Kanununun Çalışma Sürelerine İlişkin Düzenlemeleri, Türkiye Toprak Seramik ve Cam, Çimento Sanayi İşverenleri Sendikası Yayını, III. Yılında İş Yasası, 2005.

DEMİR, Fevzi İş Hukuku ve Uygulaması, İzmir 2003.

EYRENCİ, Öner, 4857 sayılı Yasa İle Getirilen Yeni Düzenlemeler, Legal İSGHD 20047/1.

İNCİROĞLU, Lütfi, Güncel Yargıtay Kararları Işığında Açıklamalı Yeni İş Kanunu, İstanbul 2006.

İNCİROĞLU, Lütfi, Çalışma Hayatında Esnek Çalışma Uygulamaları, İstanbul 2011.

KANDEMİR, Murat, Fazla Çalışmanın Azami Süresi ve Fazla Çalışma Yasakları, Legal İSGHD 2011.

KILIÇOĞLU, Mustafa/ ŞENOCAK, Kemal, İş Kanunu Şerhi, Cilt 2,  İstanbul 2008.

MOLLAMAHMUTOĞLU, Hamdi/ASTARLI, Muhittin/BAYSAL, Ulaş, İş Hukuku, 6. Baskı, Ankara 2014.

NARMANLIOĞLU, Ünal, İş Hukuku (Ferdi İş İlişkileri), İstanbul 2012.

SÜZEK, Sarper, İş Hukuku, 9. Baskı, İstanbul 2013.

SÜMER, Haluk Hadi, İş Hukuku, 20. Baskı, Konya 2015.

TULUKÇU, N. Binnur, İş Hukukunda Dinlenme Hakkı, Ankara 2012, s.VII.

[1]     Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı /Emekli Çalışma Genel Müdür Yardımcısı

[2]     İNCİROĞLU, Lütfi, Çalışma Hayatında İş Süreleri Ve Uygulaması, s.1, http://www.lutfiinciroglu.com/2015/10/01/bireysel-ve-toplu-is-hukukuna-dair-makaleler.

[3]     ALTAN, Ömer, Zühtü, Sosyal Politika Dersleri, Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Yayın no: 185, Eskişehir, 2004, s. 190 vd.

[4]     ARICI, Kadir, Çalışma Sürelerinin Hukuki Gelişimi ve Yeterliliği Açısından 1475 Sayılı İş Kanunu’nda Çalışma Süreleri, Kamu – İş, Ankara, 1992, s. 13,24; NARMANLIOĞLU, Ünal, İş Hukuku (Ferdi İş İlişkileri), İstanbul 2012, s.608, 609.

[5]     SÜMER, Haluk Hadi, İş Hukuku, 20. Baskı, Konya 2015, s.129; RG.6.4.2004/25425.

[6]     MOLLAMAHMUTOĞLU, Hamdi/ASTARLI, Muhittin/BAYSAL, Ulaş, İş Hukuku, 6. Baskı, Ankara 2014, s.1205.

[7]     AKTAY, Nizamettin/ARICI, Kadir/KAPLAN, E.Tuncay, İş Hukuku, Ankara 2013, s.237; SÜZEK, Sarper, İş Hukuku, 9. Baskı, İstanbul 2013, s.791.MOLLAMAHMUTOĞLU/ASTARLI/BAYSAL, s.1205;

[8]     TULUKÇU, N. Binnur, İş Hukukunda Dinlenme Hakkı, Ankara 2012, s.VII.

[9]     KANDEMİR, Murat, Fazla Çalışmanın Azami Süresi ve Fazla Çalışma Yasakları, Legal İSGHD 2011, S.29, s.13.

[10]   AKYİĞİT, Ercan, İçtihatlı ve Uygulamalı İş Kanunu Şerhi, Seçkin, Ankara 2001, s.1381

[11]   YHGK., E. 1970/966 K. 1971/480 T. 14.07.1971.http://legalbank.net/.

[12]   KILIÇOĞLU, Mustafa/ ŞENOCAK, Kemal, İş Kanunu Şerhi, Cilt 2,  İstanbul 2008, s.661.

[13]   İNCİROĞLU, Lütfi, Çalışma Hayatında Esnek Çalışma Uygulamaları, İstanbul 2011, s.13.

[14]   İNCİROĞLU, Lütfi, Güncel Yargıtay Kararları Işığında Açıklamalı Yeni İş Kanunu, İstanbul 2006. s.508.

[15]   CANİKLİOĞLU, Nurşen, 4857 sayılı İş Kanununun Çalışma Sürelerine İlişkin Düzenlemeleri, Türkiye Toprak Seramik ve Cam, Çimento Sanayi İşverenleri Sendikası Yayını, III. Yılında İş Yasası, 2005, Bodrum, s.156; İNCİROĞLU, Açıklamalı Yeni İş Kanunu, s.510.

[16]   DEMİR, Fevzi İş Hukuku ve Uygulaması, İzmir 2003, s.105,106.

[17]   EYRENCİ, Öner, 4857 sayılı Yasa İle Getirilen Yeni Düzenlemeler, Legal İSGHD, 2004/1, s.42.

[18]   İNCİROĞLU, Açıklamalı Yeni İş Kanunu, s.512.

[19]   İNCİROĞLU, Açıklamalı Yeni İş Kanunu, s.514.

Yazar | 2016-12-16T17:48:55+00:00 16 Aralık 2016|Kategoriler: Makaleler|0 Yorum

Bir Cevap Yazın