ÇALIŞMA HAYATINDA İŞ SÜRELERİ VE UYGULAMASI

Print Friendly, PDF & Email

Lütfi İNCİROĞLU

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı

Çalışma Genel Müdür Yardımcısı

 

 

 

ÇALIŞMA HAYATINDA İŞ SÜRELERİ VE UYGULAMASI

 

GİRİŞ

18 inci yüzyılda Sanayi Devrimi ile birlikte, emek yoğun sanayi’den makine yoğun sanayiye geçiş ile birlikte iş gücünün nitelikli bir duruma gelmesi, işveren karşısında güçsüz olan işçilerin örgütlenmelerine yol açmıştır.

 

Çalışma sürelerinin uzun, çalışma ortamının sağlıksız, çalışma ücretlerinin düşük olması sanayinin hızına ve yoğunluğuna göre işçiler açısından tepkiyle karşılanmıştır. Ancak teknolojik gelişmeler zaman içinde yeni çalışma yöntemlerinin ve çalışma sürelerinin benimsenmesine imkân sağlamıştır.

 

Zaman kavramı toplumsal hayatın tüm birimlerinde olduğu gibi çalışma hayatı açısından da son derece önemlidir. Bu bakımdan çalışma süreleri, diğer pek çok konu gibi ekonomik ve sosyal hayatın değişimi, dönüşümü ve gelişimine paralel olarak, çalışma yaşamında, işçi ile işveren arasındaki çalışma ilişkilerinde hemen her dönem temel tartışma alanlarından birisi olmuştur.[1]

 

İşverene ekonomik olarak bağımlı olan işçiyi koruma amacı İş Hukuku’nun temel ilkelerinden birisidir. İşçiyi korumak amacıyla İş Hukuku, çalışma yaşamının asgari standartlarını çoğunluğu emredici ya da sadece işçi lehine değiştirilebilecek nispi emredici kurallar olan hukuk kurallarıyla belirlemeyi ilke edinmiştir.

 

Bu yazımızda özetle çalışma süresi kavramı, Türkiye’de ve Avrupa da çalışma sürelerinin uygulaması konuları fazla ayrıntıya girmeden genel hatlarıyla ifade edilecektir.

1-ÇALIŞMA SÜRESİ KAVRAMI

Sanayileşme ile başlayan ve yüzyılı aşkın bir süredir devam eden iş hukukunun günümüze kadarki gelişimi, hemen her dönem işçinin daha fazla korunması yönünde olmuştur. Ancak özellikle 70’li yıllardan sonra, koruma düşüncesinin karşısına açıkça “iş hukukunun esnekleştirilmesi ve yasal düzenlemelerden arındırılması” talepleri ile çıkılmaya başlandığı görülür[2] .

Çalışma süresi denilince, “işçinin kendisini işverenin emrine amade tutmak zorunda olduğu süre” anlaşılır [3]. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararına göre ise, “Çalışma süresi, işçinin iş akdi uyarınca mükellef bulunduğu işi ifa için işverenin emrine girdiği andan çıktığı ana kadar devam eden süredir.” “İş süresinin düzenlenmesi yetkisi, kural olarak işverene aittir.” [4]

İnsanların, hiç durmaksızın sürekli olarak çalışması mümkün değildir. Çalışma sürelerinin kısaltılmasını haklı gösteren birden çok sebep sayılabilir. Önce toplumsal düşünceler çalışma süresini sınırlamayı gerektirir. Çünkü uzun çalışma süresi işçinin sağlığını bozduğu gibi, onun ruhi ve fiziki gelişimini de engellediği görülmüştür. İş psikolojisi de çalışma süresinin kısaltılmasını gerekli kılmıştır. Bu alandaki yeni çalışmalara göre işteki performans, çalışma süresinin uzunluğu ile doğru orantılı olmayabilir. Ayrıca çalışma süresinin sınırlanması, mevcut işin çalışanlarla işsizler arasında daha iyi bölünmesini mümkün kılar. Öte yandan, çalışma süresinin sınırlanmasına karşı bazı etkenler de vardır. Çalışma süresinin belli bir sınırın altına indirilmesine her şeyden önce iktisadi düşünceler ile karşı çıkılabilir. Çalışma süresinin genel bir indirime tabi tutulması, ülkenin ekonomik çıkarlarına ters düşebilir. Bazı psikolojik etkenler de çalışma süresinin kısaltılmasına karşı olabilir. Çünkü işçiler genellikle, fazla çalışma yoluyla, haftalık veya aylık kazançlarını arttırmak eğilimindedir.

İşçinin üstlendiği iş görme ediminin ifası bağlamında kendisini süresiz bir biçimde sürekli olarak işverenin emrine amade tutması modern iş hukukunun gereklerine aykırı görüldüğünden bunun belli bir süreyle sınırlandırılması zorunluluğu zaman içinde ortaya çıkmıştır. Her şeyden önce işçi, bir insan olarak maddi/manevi varlığını korumak ve geliştirmek için boş zamana ihtiyaç duymaktadır. Sonra çalışandan istenen verimin alınabilmesi de çalışma sürelerinin sınırlandırılmasını gerektirir. Çünkü sürekli çalışan bir işçiden istenen verimin elde edilmesi mümkün değildir[5].

“Çalışma sürelerinin kanunen sınırlandırılması, her şeyden önce çalışanların yaşama şartlarını iyileştirme duygusuna dayanmaktadır. Çalışma süresi kavramı, iş hukuku tarafından öncelikle, insanın fiziki varlığının güvence altına alınması sonucu olarak algılanır. Bu yüzden, başlangıçtan itibaren iş hukukuna, çalışma süresine üst sınır koymayı meşrulaştırma eğilimi egemendir” [6].

 

 

2- AVRUPA ÜLKELERİNDE ÇALIŞMA SÜRELERİ

 

Avrupa Konseyinin 23 Kasım 1993 tarih ve 93/104 EEC sayılı Konsey Direktifinin 6 ıncı maddesine göre çalışma süresini, “Üye ülkeler işçilerin sağlık ve güvenliklerini koruma gereksinimini önde tutarak: Kanunlar, tüzükler veya idari hükümlerle endüstrinin iki tarafı arasında toplu sözleşmeler veya anlaşmalarla sınırlandırılmış haftalık çalışma süresinin;  Fazla mesai süresi de dâhil olmak üzere, haftalık çalışma süresinin 48 saati geçmemesi için gerekli önlemleri alacaktır ” biçiminde düzenlemiştir.

 

Konsey Direktifinin 8 inci maddesi de, “Üye ülkeler Gece işinde çalışan işçilerin 24 saatlik süre içinde normal çalışma süresi ortalama 8 saati geçmeyecek; İşleri özel tehlikelere maruz veya ağır fiziki ve zihni güçlüklere maruz gece işçilerinin 24 saatte 8 saatten fazla çalışmayacak şekilde gerekli önlemleri alacaklardır. Bahsedilen özel tehlikelere maruz işler, fiziki ve zihni güçlük içeren işler, gece işinde özel tehlikeleri ve etkileri dikkate alınacak ulusal mevzuat ve/veya uygulamalarla veya endüstrinin taraflarınca gerçekleştirilen toplu sözleşmeler veya anlaşmalarla tanımlanacaktır” demektedir.

 

Diğer bir Konsey Direktifi “Üye ülkeler Gece işinde çalışan işçilerin 24 Üye ülkeler: Gece işçilerinin işe girmeden önce ve girdikten sonra düzenli aralıklarla sağlık kontrolünden geçirilmesini; Gece işinde çalışmasından ötürü sağlık problemleri ortaya çıkanların mümkün olduğunca gündüz işlerinde istihdam edilmesini sağlayacak gerekli önlemleri alacaklardır.  Periyodik olarak yapılacak sağlık kontrollerinin tıbbi uygulamalara uygun olarak yapılmasını ve ayrıca bahsedilen sağlık kontrolünün ulusal sağlık sistemi içinde gerçekleştirilmesini öngörmektedir (m.9).

 

Üye ülkelerin, gece işiyle ilgili, çalışanların sağlık ve güvenliklerinin tehlikeye maruz olduğu durumlarda, ulusal mevzuat ve/veya uygulamalarla belirli kategorilerde çalışan gece işçilerine belirli garantiler sağlayabilecekleri (m.10), düzenli olarak gece işçisi kullanan işverenlerin bunu yetkili otoritelere, gerektiğinde, bildirmeleri için gerekli önlemleri alacakları (m.11), gece işçileri ve vardiya işçilerinin, çalıştıkları işin yapısına uygun şekilde sağlık ve güvenliklerinin korunmalarını, gece ve vardiya işçilerinin, diğer işçilere uygulanan ve her zaman mevcut, sağlık ve güvenlikleriyle ilgili uygun korunma ve önleme servisleri veya tesisleri kurmalarını sağlayacak gerekli önlemleri alacakları (m.12) ve işçilerin sağlık ve güvenliklerinin korunması genel ilkesi açısından, üye ülkeler, söz konusu faaliyetin özel durumlarını dikkate alarak ve çalışma süresinin önceden belirlenmediği ve/veya ölçülmediği veya işçilerin kendilerince belirlendiği durumlarda indirime gidilebileceği öngörülmüştür (m.17).

 

Avrupa Birliği Komisyonunca hazırlanan Nisan 1997 tarihli Green Paper’da yeni iş organizasyonunda ortaklık konusu işlenmiş ve burada çalışma sürelerine yeni yaklaşımlar önemli yer tutmuştur. Green Paper’a göre tartışma, iki ayrı konu üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bunlardan birincisi, çalışma sürelerinin sözleşmelerde işveren veya işçiye göre ayarlanması, ikincisi ise çalışma sürelerinin kısalması sonucunda yeni istihdam imkânlarının ortaya çıkmasıdır [7].

 

Avrupa Birliğine üye ülkelerde yasal azami çalışma haftası ile yasal azami çalışma günlerine aşağıdaki tablolardan baktığımız zaman ülkeler arasında farklıklılar olduğu gözlemlenmektedir. Tabloda yasal azami çalışma haftası süreleri saat olarak gösterilmiştir.

 

Tablodaki tüm ülkelerde yasal bir azami çalışma süresi mevcutken, Almanya’nın verisi, yasal çalışma saatlerinde haftalık bir azami süre belirlenmediği için günlük yasal azami çalışma süresi baz alınarak hesaplanmıştır[8].

 

Yasal Azami Haftalık Çalışma Süreleri 2005 ( Saat )

 

Ülkeler Saatler
Danimarka 48
Fransa 48
Almanya 48
Yunanistan 48
Macaristan 48
irlanda 48
İtalya 48
Litvanya 48
Lüksemburg 48
Malta 48
Hollanda 48
Romanya 48
İngiltere 48
Avusturya 40
Bulgaristan 40
Çek Cumhuriyeti 40
Estonya 40
Finlandiya 40
Letonya 40
Norveç 40
Polonya 40
Portekiz 40
Slovakya 40
Slovenya 40
İspanya 40
İsveç 40
Belçika 38
Kaynak: EIRO

 

 

Avrupa ülkelerinin yasal azami haftalık çalışma sürelerinde başka, yasal azami günlük çalışma süreleri de bulunmaktadır.  Söz konusu ülkelerden Danimarka, İrlanda, İtalya, ve İngiltere’nin kesin bir azami günlük çalışma süresi olmamasına rağmen (gece işçileri hariç), çalışma saatlerini düzenleyen AB direktifinde mecbur tutulan günlük 11 saatlik dinlenme süresinin bir günlük süreden düşülmesiyle elde edilen, 13 saatlik süre azami çalışma süresi olarak kabul edilmektedir. Aşağıdaki tablo yasal azami günlük çalışma sürelerini göstermektedir[9].

 

Yasal Azami Günlük Çalışma Süreleri 2005 ( Saat )

 

Ülkeler Saatler
Danimarka 13
İrlanda 13
İtalya 13
İngiltere 13
Malta 12,5
Yunanistan 12
Macaristan 12
Avusturya 10
Fransa 10
Lüksemburg 10
Slovenya 10
Çek Cumhuriyeti 9
Hollanda 9
Norveç 9
Slovakya 9
İspanya 9
Belçika 8
Bulgaristan 8
Estonya 8
Finlandiya 8
Almanya 8
Letonya 8
Litvanya 8
Polonya 8
Portekiz 8
Romanya 8
İsveç 8
Kaynak : EIRO

 

 

Toplu sözleşme ve pazarlık süreçleri, AB ülkelerinin pek çoğunda haftalık çalışma sürelerinin hesaplanmasında ve tespitinde önemli bir rol oynamaktadır. Çalışma süreleri konusunda toplu pazarlık ve yasal şartlar arasındaki ilişkide ülkeden ülkeye değişiklik göstermektedir. Aşağıdaki tablo topluca kabul edilmiş ortalama normal haftalık çalışma sürelerini göstermektedir[10].

 

 

Tablo: Topluca Kabul Edilmiş Ortalama Normal Çalışma Süreleri ( Saat )

Ülkeler Haftalık Saatler
Bulgaristan 40.0
Estonya 40.0
Yunanistan 40.0
Macaristan 40.0
Letonya 40.0
Litvanya 40.0
Malta 40.0
Polonya 40.0
Romanya 40.0
Slovenya 40.0
İrlanda 39.0
Lüksemburg 39.0
Avusturya 38.8
İsveç 38.8
Slovakya 38.6
İspanya 38.5
Portekiz 38.3
Belçika 38.0
Çek Cumhuriyeti 38.0
İtalya 38.0
Almanya 37.7
Finlandiya 37.5
Norveç 37.5
İngiltere 37.2
Danimarka 37.0
Hollanda 37.0
Fransa 35.0
Tüm Ülkeler 38.6
Tüm AB 38.6
AB 15 ve Norveç 38.0
Yeni Üye Ülkeler (2004) 39.5
Kaynak: EIRO

 

 

3-ÜLKEMİZDE ÇALIŞMA SÜRELERİ

 

Çalışma süresi, en basit tanımıyla işçinin çalıştığı işte geçirdiği süredir. Uygulamada iş süresi olarak da isimlendirilen bu zaman dilimi işverenin işçinin emeğinden yararlandığı, işçinin de iş sözleşmesiyle üstlendiği görevi ifa ettiği süreyi ifade eder.

 

Bu tanımla birlikte, çalışma süresini işçinin fiilen iş edimini sunduğu, işinin başında geçirdiği süre olarak değerlendirmek ve işini zorunlu olarak yerine getiremediği süreleri çalışma süresi olarak değerlendirmemek, işçi aleyhine sonuçlar yaratır.

 

Belirtilen sebeplerle hemen tüm ülkelerde işçilerin işlerini fiilen yerine getirmedikleri bazı süreler çalışma sürelerine dâhil edilmiştir. Böylece işçi iş görmemesine rağmen, emeğini işverenin emrine sunduğu birtakım hallerde çalışmış gibi kabul edilmektedir. İş süresinden sayılan bu hallerin bazıları iş ilişkisinin yapısından kaynaklanmakta, bazıları ise sosyo-politik gerekçelerle düzenlenmektedir.

 

Çalışma süresinin düzenlenmesinde genel olarak iki tür yaklaşımdan söz edilebilir. Birincisi, endüstri devriminin ürünü olan çalışma süresini kısaltmak ve bununla ilgili katı kurallar getirmektir. İkinci yaklaşım ise, çalışma hayatındaki gelişmeler ve teknoloji alanındaki yeniliklerin bir sonucu olarak çalışma süresinin düzenlenmesinde taraflara mümkün olduğu kadar geniş bir hareket alanı sağlamaktır.(Kılıçoğlu-Şenocak 2008:661)

 

4857 sayılı İş Kanununun 63 üncü maddesinde çalışma süresi, “İşin Düzenlenmesi” dördüncü bölüm başlığı altında yer almıştır. Bu madde Avrupa Konseyinin 93/104 sayılı Direktifi referans alınarak düzenlenmiştir. Ayrıca bu maddeye dayanılarak “İş Kanununa İlişkin Çalışma Süreleri Yönetmeliği” de hazırlanarak yürürlüğe konulmuştur[11] Çalışma süreleri ve denkleştirme kavramını içeren madde metninin temelinde esneklik ve güvenlik vardır. Eski 1475 sayılı İş Kanununun iş süresi başlıklı 61 inci maddesine göre oldukça esneklik içeren yeni düzenleme, ekonomik ve teknolojik gelişmeler dikkate alınarak hazırlanmıştır. Çünkü iş süresi ve istihdam biçimlerine ilişkin alışıldık kavramların değişmesi, yeni çalışma modellerini çalışanların yaptıkları işle uyumlu hale gelmelerini sağlamaya yöneltmiştir.

 

4857 sayılı İş Kanununun 63 üncü maddesinde, genel bakımdan çalışma süresinin haftada en çok 45 saat olduğu belirtilmektedir. Nispi emredici nitelikte olan bu sürenin, tarafların anlaşmasıyla azaltılması mümkünse de, artırılması mümkün değildir. Kanunun 63 üncü maddesi, haftalık en fazla çalışma süresinin yanında, günlük olarak çalışılabilecek en fazla süreyi de belirlemiştir. Buna göre, bir işçi günde en fazla 11 saat çalıştırılabilir. Bu süreye fazla çalışmalar da dâhildir.

 

Kanuna göre, genel ilke çalışma süresinin, işyerinde haftanın çalışılan günlerine eşit ölçüde bölünerek uygulanmasıdır. Ancak aksi kararlaştırılmışsa, taraflar, haftalık çalışma süresini, haftanın günlerine istedikleri gibi paylaştırabilir, haftanın bazı günlerinde diğer günlerden daha uzun çalışılmasını kararlaştırabilirler. Hatta 11 saati aşmamak koşuluyla, haftalık 45 saatten az çalışılan işyerlerinde, haftada iki gün yerine üç gün tatil yapılması da mümkündür. Örneğin haftada 40 saat çalışılan bir işyerinde, günlük 10 saatlik bir çalışma düzeniyle, Cuma gününün de tatil olarak belirlenmesi söz konusu olabilecek, işçiler kendilerine daha fazla zaman ayırabilecekleri gibi işverenler de bazı işyeri giderlerinden tasarruf sağlayabileceklerdir.[12]

 

Denkleştirme uygulamasının ilk kez bu Kanunla düzenlenmesi ile işletmelere çalışma sürelerinin esnek bir biçimde düzenlemelerine imkân sağlanmıştır. Denkleştirme kısaca; yoğunlaştırılmış iş haftası veya haftalarından sonraki dönemde işçinin daha az sürelerle çalıştırılması suretiyle, toplam çalışma süresi, çalışması gereken toplam normal süreyi geçmeyecek şekilde düzenlenmesini ifade eder.

 

Denkleştirme dönemi, işyerinin tümünde ya da bir bölümünde uygulanabileceği gibi, sadece tek bir işçi için de uygulanabilir. Zira denkleştirme süresinden güdülen amaç, işverenin ihtiyaç duyduğu işgücünün Kanunun çizdiği sınırlar çerçevesinde daha esnek bir şekilde kullanılabilmesidir. Bu ihtiyacın, aynı anda tüm işçiler için ortaya çıkması ise her zaman gerekli değildir.

 

Tarafların karşılıklı “yazılı anlaşması” ile kararlaştırılan yoğunlaştırılmış ve denkleştirilmiş iş haftaları mutlaka iki (veya 4) aylık” süre içinde tamamlanmak zorundadır. İşçi sağlığı ve iş güvenliği endişesi ile “emredici” olarak sınırlandırılan bu sürenin “taraf iradeleriile bile uzatılması geçersiz” sayılır.

 

Öte yandan, Kanun denkleştirme döneminin azami sınırını belirlemiş olup, alt sınır bakımından bir süre getirmemiştir. Bunun sonucu olarak, taraflar iki aylık sürenin altında bir denkleştirme dönemi öngörebilirler. Örneğin, işveren bir hafta içinde yetiştirmesi gereken bir siparişi tamamlayabilmek için işçileri birinci haftada 66 saat, ikinci haftada 24 saat yani, 7,5 saat çalışma düzeninde üç günden biraz fazla çalıştırıp, kalan süreyi de boş zaman vererek iki haftalık bir denkleştirme dönemi öngörebilir.

 

  1. SONUÇ

 

Sonuç olarak iş hukukunda çalışma süresinin sınırlandırılması, insan tabiatının özelliklerinden ileri gelen sebeplerden ötürü, önemle üzerinde durulması gereken bir ilke haline gelmiştir. İşçinin çalışma gücünün sınırsız olmadığı gibi, bu gücünü devamlı olarak arz edebilmesi için uyumaya ve dinlenmeye ihtiyaç duymaktadır. Çünkü modern dünyada ülkelerin en önemli ve öncelikli konularının başında sağlık ve güvenlik gelmektedir. Aşırı çalışma sürelerinin uygulandığı işyerlerinde işçilerde meydana gelen yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve iş stresi iş kazalarının ve meslek hastalıklarının artmasına neden olmakta hem işçilere hem de işverenlere telafisi mümkün olmayan bedeller ödetilmesine yol açmaktadır. Bu sebeplerden ötürü modern iş hukukunda işverene bağımlı olarak çalışan işçinin çalışma süreleri günlük ve haftalık olarak sınırlandırılmıştır ve daha sonra konuya ilişkin istisnai haller düzenlenmiştir.

 

Her şeye rağmen tüm ülkelerde olduğu gibi Türk endüstri ilişkilerinde de çalışma süreleri taraflar arasında en çok tartışılan konular arasında yerini almaya devam edecektir.

 

 

KAYNAKÇA

 

ARICI, Kadir (1992), Çalışma Sürelerinin Hukuki Gelişimi ve Yeterliliği Açısından 1475 Sayılı İş Kanunu’nda Çalışma Süreleri, Kamu-İş Yayını, Ankara.

AKYİĞİT, Ercan (2001), İçtihatlı ve Uygulamalı İş Kanunu Şerhi, Seçkin, Ankara.
CENTEL, Tankut (1992), Kısmi Çalışma, Kazancı Hukuk Yayınları, İstanbul.
CENTEL, Tankut (1999), “Türkiye’de Esneklik”, TİSK İşveren Dergisi, C:38, Sayı: 3.
EYRENCİ, Öner (2002), “Türkiye’de Çalışma Sürelerinin Esnekleştirilmesi”, Çalışma Hayatında Çağa Uyum Seminerleri içinde, TİSK yayınları, Abant.
İNCİROĞLU, Lütfi, Güncel Yargıtay Kararları Işığında Açıklamalı Yeni İş Kanunu, Mayıs-2006, LEGAL

KILIÇOĞLU, Mustafa, ŞENOCAK, Kemal, İş Kanunu Şerhi, Cilt 2, LEGAL İstanbul

TÜRKİYE TEKSTİL SANAYİ İŞVERENLERİ SENDİKASI-SOSYAL POLİTİKA BOYUTUNDA AVRUPA BİRLİĞİNDE ESNEK ÇALIŞMA-KASIM-2007, İSTANBUL

[1] EmekDünyası.net

[2] Eyrenci, Öner, 2002:161.

[3] Akyiğit, Ercan, 2001:1381.

[4] Tunçomağ-Centel, 1999:138.

[5] Arıcı, Kadir, 1992:70;

[6] Centel, Tankut, 1992:9.

 

[7] Türkiye Tekstil Sanayi İşverenleri Sendikası-Sosyal Politika Boyutunda Avrupa Birliğinde Esnek Çalışma-Kasım-2007, İstanbul s.65

[8] Türkiye Tekstil Sanayi İşverenleri Sendikası-Sosyal Politika Boyutunda Avrupa Birliğinde Esnek Çalışma-Kasım-2007, İstanbul s.73

 

[9] Türkiye Tekstil Sanayi İşverenleri Sendikası-Sosyal Politika Boyutunda Avrupa Birliğinde Esnek Çalışma-Kasım-2007, İstanbul s.75

[10]  Türkiye Tekstil Sanayi İşverenleri Sendikası-Sosyal Politika Boyutunda Avrupa Birliğinde Esnek Çalışma-Kasım-2007, İstanbul s.70

 

[11] “İş Kanununa İlişkin Çalışma Süreleri Yönetmeliği 06.04. 2004 tarihli ve 25425 sayılı R G’de yayımlanmıştır.

[12] İNCİROĞLU, Lütfi, Güncel Yargıtay Kararları Işığında Açıklamalı Yeni İş Kanunu, Mayıs-2006, LEGAL

Yazar | 2017-10-11T11:26:52+00:00 11 Ekim 2017|Kategoriler: Makaleler|0 Yorum

Bir Cevap Yazın