Belirli süreli iş sözleşmenin yenilenmeyeceği işverence bildirilmişse, işçi kıdem tazminatına hak kazanabilir mi?

Yargıtay’a göre, “Halen yürürlükte olan ve kıdem tazminatını düzenleyen 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14 üncü maddesinde ‘‘Bu Kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin...’‘ cümlesi ile iş sözleşmesinin belirli ya da belirsiz süreli olmasının kıdem tazminatına hak kazanma açısından önemli olmadığı belirtilmiştir. Burada önemli olan fesih iradesinin kim tarafından ortaya konulduğu ve kıdem tazminatına hak kazanma koşullarının

İşçi ücretinden yasaya aykırı takas ve mahsup yapılması işçi açısından haklı fesih nedeni midir?

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 407/2 nci maddesine göre, “İşveren, işçiden olan alacağı ile ücret borcunu işçinin rızası olmadıkça takas edemez. Ancak, işçinin kasten sebebiyet verdiği yargı kararıyla sabit bir zarardan doğan alacaklar, ücretin haczedilebilir kısmı kadar takas edilebilir”. Yasa koyucu bu düzenleme ile takas yasağına iki istisna getirmiştir. Bunlardan birincisi, “işçinin işverene kasden bir

İstifa dilekçesini onaylayıp işleme koyan işveren, işçiden ihbar tazminatı talep edebilir mi?

Yargıtay’a göre, “İhbar tazminatı, belirsiz süreli iş sözleşmesini haklı bir nedeni olmaksızın ve usulüne uygun bildirim öneli tanımadan fesheden tarafın, karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminattır. Buna göre, öncelikle iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24 ve 25. madde yazılı olan nedenlere dayanmaksızın feshedilmiş olması ve Kanun'un 17. maddesinde belirtilen şekilde usulüne uygun olarak ihbar

Disiplinsizlik nedeniyle kınama cezası verilen işçi, aynı eylem nedeniyle haklı nedenle işten çıkarılabilir mi?

İş hukukunda işverenlere belirli koşulların varlığı halinde, işçilere disiplin cezası verme yetkisi tanınmıştır. Bu konuda 4857 sayılı İş Kanunu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda bazı düzenlemeler yer almakla birlikte genel bir düzenleme bulunmamaktadır. Örneğin İş Kanunu m.18/I, m.25/II, m.38,TBK m.20 gibi hükümler işverenin hukuki yaptırım-disiplin yaptırımı uygulamasına dayanak teşkil eden düzenlemeler olarak gösterilebilir.

İşçinin kendi kusurlu hareketi sonucu ölmesi halinde, mirasçıları kıdem tazminatı talep edebilir mi?

1475 sayılı mülga İş Kanunu’nun yürürlükte bulunan 14 üncü maddesinde, kıdem tazminatına hak kazanabilmek için gerçekleşmesi gereken şartların başında, iş sözleşmesinin madde de açıkça belirlenen nedenlerle işveren ya da işçi tarafından feshedilmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması koşulu yer almaktadır. (İNCİROĞLU, Lütfi, Sorulu Cevaplı İş Hukuku Uygulaması, 4 Baskı, İstanbul 2019) İşçinin ölümü halinde,

İşçinin, işyerinde maske takmaması, sosyal mesafe kuralına uymaması haklı fesih nedeni sayılır mı?

4857 sayılı İş Kanunu Geçici m.10 hükmü uyarınca, aynı Kanunun 25/II hükmü ve belirli süreli iş sözleşmelerinde sürenin sona ermesi nedeniyle ya da işyerinin herhangi bir sebeple kapanması ve faaliyetinin sona ermesi dolayısıyla işçi çıkarılması dışında, işverenler, 17.04.2020 tarihinden 17/9/2020 tarihine kadar iş sözleşmelerini sağlık sebepleri (m.25/1), zorlayıcı nedenler (m.25/III), işçinin gözaltına alınması veya tutuklanması

İşyerinde Covid-19 vakasına rastlanması diğer işçilere haklı nedenle fesih hakkı verir mi?

4857 sayılı İş Kanunu m.24/1-(b) bendine göre, “İşçinin sürekli olarak yakından ve doğrudan buluşup görüştüğü işveren yahut başka bir işçi bulaşıcı veya işçinin işi ile bağdaşmayan bir hastalığa tutulursa” işçi iş sözleşmesini haklı nedenle derhal feshedebilir. Burada bulaşıcı hastalığa tutulan işçi değil, işçinin yakından ve doğrudan buluşup görüştüğü işveren, işveren vekili ya da diğer işçilerdir.